Ana içeriğe atla

BİR ÖZNEDEN ÖTEKİNE BAĞLANTI



“Çağın temel kavramlarından biri basitlik diğeri de eşitliktir* bu iki kavram bize her şeyin -niteliksel olan her şeyin yok edildiğini-ve bunun sonucunda ortaya çıkan anlamdan ve düşünmekten uzak yeni bir dilin olduğunu göstermektedir. Hiçbir anlam içermeyen seslerin ve sembollerin kablolar üzerinden bir özneden ötekine taşınmasıdır. “

Kablolar koparsa her şey mahvolabilir. Bağlantı koparsa boşlukta kalırız. Hiçbir yeteneğimiz gerçekleşmez. Her şey burada olup bitiyor. Seni var kılan, herhangi bir şeyden ayıran orada o bağlantıda olmandır. Orada olman için hiçbir özelliğe, hiçbir yeteneğe gerek yoktur, çünkü kabloları birbirine bağlanman yeterlidir. Biriyle iletişim kurman için herhangi bir birikime gerek yoktur. Konuşman ve yazman için burada kitap okumana, belli kavramlara filan gereksinmen yoktur. Sen bağlantıda kaldığın sürede her şeyi gerçekleştirebilirsin. Hiçbir şey yoksa elinde, görüntünü sergileyebilirsin.

Görüntülerin beğenilirse daha çok yayınlarsın, videolarını resimlerini ..vs şeylerini daha çok koyarsın, çirkinliğini fark etmezsin. Çünkü seni alkışlayanlar vardır. Mutlaka beğenenlerin çıkar, o halde gidip içtenlikle kendine aynada bakamazsın. Ne kadar çirkin olduğunu asla göremezsin. Çünkü kimse çıkıp “kral çıplak diyemez” oraya koyduğun resim içi boş, çirkin kaba ve beyinsiz olduğunu kimse sana söylemez. Herkes durumu idare eder çünkü herkes aynı şeyin içindedir. Bataklıkta ki kimse bataklığın içinde olduğunu görmek istemez.

*eşitlik internette ortaya çıkan sınırsızlık ve aynı düzlemde olmanın getirdiği bütün değersel nitelikleri ve inançları yok saymaktır

29 temmuz 2011 tarihli.

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı

OBJE OLARAK İNSAN

“İnsan anlamla güzelleşir. Anlamı olmayan, içi boş olan insan bir objeden öte bir şey değildir. Mevlana, yunus emre daha niceleri yalnızca anlamla var.”

İnsan, bir çok açıdan bakıldığın elbette bir objedir. Somut, belli bir gerçekliği olan ve yer kaplayan olarak “varolan”ı ifade eder. Ama daha başka açılardan bakıldığında özellikle “kadim” uygarlığın yarattığı dünyadan bakınca insanın daha başka bir şey olması gerektiğini öğreniyoruz.
O kadim uygarlığın tam ortasında duran bireyler olarak insana daha başka bir gözle bakmamızdan ve insana “yüce”lik vermemizden daha doğal bir şey olamaz. Bu bakış açımız, günümüzde bir şekilde biçim değiştiriyor, ne olursa olsun her şekilde insana ait görüntüleri “alkışlama”, ne olursa olsun “paylaşma”, ne olursa olsun “beğen”me gibi bir takım alışkanlıklar edindik ve olur olmaz yerde bu ifadeleri sunuyoruz. Neden bu noktada olduğumuz sorusunun cevabını bulmak elbette mümkün, bir takım süreçlere baktığımızda bunun cevabını görebiliriz, özellikle eğitim, ai…