Ana içeriğe atla

Değersizligin Yüceltilmesi


Bir toplumda yüceltilen şey aslında o toplumun bir yansımasıdır. Ahlakının inancının bir yansımadır. Yani toplumun özünde ne varsa karşıda gördüğü şey, alkışladığı, ötekileştirdiği veya önemli kıldığı ne varsa işte o özünden ortaya çıkar. Bu durumda izlediğim, gördüğüm her şey bilirim ki bu toplumun bir parçası, bir yansımasıdır.

Sanat ötelenmiş, kimlik ötelenmiş, şahsiyet ötelenmiş, eğitim dediğimiz şey ucubeler topluluğu*yaratmakla meşgul, aydınları az bilmiş “her devrin adamı” profilindeler. Yayın organları ya da yayılan şey ne kadar ucuz ve sıradansa, ne kadar içi boşsa o kadar değer verilen içerikle yüklü. Buradan yayılan şeyler, hayır bu toplumun dışında ki şeyler denebilir mi?

Bir çöplükten pis kokular yayılıyor. Kimse diyebilir mi o çöplüğü biz kullanmıyoruz. Kaçınılmaz olarak herkesin katkı sağladığı bu kötü kokular saçan çöplük, bir şekilde bütün her yeri sarıyor, evlerin içini sokakları…işte bu kötü kokunun en önde ki yayıcıları (demogogları, reklamcıları, artisteri,şöhretleri…vs) ayak takımının**yansıttığı şey toplumun bir yansımasıdır.

*ucube topluluğu: test çözen, test sınavlarından başarı yakalayıp mevki ve saygınlık kazanan ve bunu bir üstünlük vesilesi sayan az bilgisiyle krallar gibi kendini idare eden okumayan okullular tiplemeleridir.
**ayak takımı:toplumun sözde elitleri, iyi beslenmiş, köklü ailelere mensup, doğuştan itibarlı ve sözü geçer her türlü imtiyaza ve söz hakkına sahip kitle.

"6 temmuz 2011" tarihli.

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı

OBJE OLARAK İNSAN

“İnsan anlamla güzelleşir. Anlamı olmayan, içi boş olan insan bir objeden öte bir şey değildir. Mevlana, yunus emre daha niceleri yalnızca anlamla var.”

İnsan, bir çok açıdan bakıldığın elbette bir objedir. Somut, belli bir gerçekliği olan ve yer kaplayan olarak “varolan”ı ifade eder. Ama daha başka açılardan bakıldığında özellikle “kadim” uygarlığın yarattığı dünyadan bakınca insanın daha başka bir şey olması gerektiğini öğreniyoruz.
O kadim uygarlığın tam ortasında duran bireyler olarak insana daha başka bir gözle bakmamızdan ve insana “yüce”lik vermemizden daha doğal bir şey olamaz. Bu bakış açımız, günümüzde bir şekilde biçim değiştiriyor, ne olursa olsun her şekilde insana ait görüntüleri “alkışlama”, ne olursa olsun “paylaşma”, ne olursa olsun “beğen”me gibi bir takım alışkanlıklar edindik ve olur olmaz yerde bu ifadeleri sunuyoruz. Neden bu noktada olduğumuz sorusunun cevabını bulmak elbette mümkün, bir takım süreçlere baktığımızda bunun cevabını görebiliriz, özellikle eğitim, ai…