Ana içeriğe atla

Öznenin İfşatı*

Öz ve görünüş bütünlüğü burada şunu karşımıza çıkarır ki, O halde ifşa etmek varolmaktır yargısını ortaya çıkartır (varlık ve hiçlik).

İnsan kendinde varolan, deneyimleri, algıları sonunda birikmiş bütün şeylerini ortaya çıkarma eğilimini taşır. Yani insan kendini ifşa etme eğilimindedir. Bir insan kendini ifşa ettiğinde ne gerçekleşiyor. Buna temel olan şey nedir ya da nelerdir. Bir çok açıdan bakılabilir. Öz dediğimiz şey Freud açısından “id”i sembolize edebilir. Ya da ontolojik açıdan varoluşu yani varolmanın görünür olmakla aynı anlama geldiği söylenebilir (fenomen fikri). O halde aslında ifşa etmek varolmaktır gibi bir yargıda doğa bilir (varlık ve hiçlik).

Bu durumda özün her insanda varolduğu ve bunu da belli şeylerle gösterdiğini varsayarak ki, kıyafetlerden,konuşma tarzından, yürüme şeklinden, eşyalarından …vs gibi unsurların hepsinde özünden bir parça taşıdığını görmekteyiz. Yani özüne dair varoluşuna dair sergilemeye ilk adımlar bunlar, dikkatle bakıldığında bir insanın eşyalarında onun özünü görebilirsiniz.

Kabul edelim ya da etmeyelim sonunda herkes ifşa ediyor. Çünkü özün kendini sergileme çabası sonunda gelip göstergelere, imlere ya da bir takım sembollere ihtiyaç duyuyor. Yani her insanın kendini göreli olarak değerli görmesi ve bunun sonucunda da özünün sergilenebilir olduğu inançı doğuyor. Bu inanç doğrultusunda sergileme alanları arıyor, bir takım semboller arıyor, sonunda uygun ortamlar ve sembolleri bulunca da öznenin varolan özü ifşa edilmiş oluyor.

19 temmuz 2011 tarihli.

GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…