Ana içeriğe atla

İZİN'DEYİZ ATAM.

“Sen ve ben”, biz olamayız
Ortak dili üreten şey, ortak kültür ve birikimdir.
Okumadan ortak dil de pek mümkün görünmüyor.
Kentler de kültürün, geleneğin canına okudu.
İş, para, kariyer… kafeler, eğlenceler… vs bir dünya işte.
Bunun adı da yaşam biçimi oldu. Kutsanmışsa dokunulmaz demektir. 

Okulumuz izinde.
Okulların derdi ise uzun zaman, “atam izindeyiz” de kaldı.
Bütün ortaokul boyunca, “ata tatile”mı çıkmış dediğim cümle.
Gerçekten de eğitim tatildeydi.
Bilgi aktaran sayın öğretmenlerimiz ise; çağdaş eğitim anlayışımızın şark bülbülleri gibiydi.
“oğlum sen oku; kızım sen ezberle”yle geçti günler.
Herkes, maaşının istikrarını pek sever.
Düzen işler, vicdan mı,ahlak mı?
Sanal âlemde birkaç cümleyle “günah da çıkartılır.”

Teknoloji batıdan gelir.
Zaman durmuyor, siz isteniz de istemenizde zaman koşulları değiştiriyor.
İnternet geldi, cep telefonu geldi, uydular, çanak antenler geldi.
Bütün bunlar ise batıdan geliyordu. Biz hala “türküm, doğruyum, çalışkanımda”  idik.
Cumhuriyetin 90. yılında onuncu yıl marşına esas duruşa geçiyorduk.
“on yılda on beş milyon gençtik”.
Ne söylenebilir ki bu manzara karşısında.

Kitapla İmtihanımız
Kitap mı? Okuyana pek bir de hayır getirmeyen şeydi.
Bu arada temel öğretimiz devam ediyor, “zihinsel izindeyiz”
Sosyal medyamız var; komik videolarımız, şakalarımız var.
Ajdar’ımız var; Acun’umuz; Ankara havamız var.
Bizim eksiğimiz yok, her şeyi de ben bilirim havası var.
Var da var, okusan ne fark eder, okumasan ne fark eder.
Her şeyi sen bilirsin zaten, en akıllısı sensin memleketin.
Ben başbakan olsamla başlar, muhtar olsamla işi bitirirsin.

Sosyal çatışmaya hazırız.
Siyasetten eksik kalır mıyız, bilmeyiz ama aslanlar gibi savunuruz. Çatışırız.
Gaz’a geliriz. Demokrasiye de karşı çıkarız, her şey sandık da değil deriz.
Köprü de istemezuk, uçak da istemezuk, havaalanı da istemezuk.
Şeriat da istemezük diye kazanda kaldırırız.
Bizim “kutsal yaşam tarzımız var”, kimseyi dokundurtmayız.



@Bay_Kaa

GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…