Ana içeriğe atla

Demokratik Devlet


Demokratik bir devlet yapısında seçilmişlere hiçbir vesayet, dayatma kabul edilemez. Bu toplum için bir felaket olur.

Partiye karşı cemaatin yaptığı demokratik baskı elbette kabul edilebilir, ama şantajla, gayri hukuki yollarla, hükümeti işlemez hale getirmeye çalışmak, hükümeti devirmeye çalışması, bu durum demokrasinin karanlık bir kuyuya düştüğünü gösterir.

Son operasyonlar cemaatin taleplerini hükümete diz çöktürerek kabul ettirmesi gibi okunmasının temelinde cemaatin siyasete müdahil olma arzusu yatıyor. Cemaat öyle anlaşılıyor ki uzun yıllar çalışmasının meyvelerini almak istiyor.

Burada başka bir soruyu sormam gerekiyor, şu an kadar her iktidarla uyumlu çalışan, hatta 28 Şubata itaat eden cemaat, nasıl oluyor da şu an ki iktidara dönük operasyona kalkıyor? Bu sorunun cevabı sanırım uluslar arası bir mesele.

Demokraside cemaat vesayeti kabul edilemez, olsa olsa ancak cemaatlerin, toplulukların, bireylerin hakları olabilir, talepleri olabilir, bunları ifade etmenin dile getirmenin yolları da bellidir. Bu asla operasyonlarla olamaz. Son operasyon görüntülere bize seçilmişlere bir müdahale gibi görünmektedir.

Bütün bunları ilkesel olarak savunuyoruz, ama karşımız da gördüğümüz şey ise seçilmişlerin büyük bir rahatlık içinde gerçekleştirdikleri eylemlerin sorgulanamaz, tartışılmaz hale gelmesi ise demokrasi açısından başka bir tehlikeyi içermektedir.

Hakkında yolsuzluk suçlaması bulunan bakanların hala koltuklarında oturuyor olmalarını, demokratik bir devlet mantığı içerisinde izah edilmez. Bu şu anlama da gelebilir, biz her şeyi yapabiliriz ve bu yaptıklarımızdan dolayı da hesap vermeyiz.

Polislere dönük atamalar, yer değiştirmeler tamda bu meseleye işaret ediyor, seçilmişlerden hesap sorulamaz, oysa bu yapılanlar bu paraların varlığını açıklamaya yetmiyor.  Eğer bütün o kasalar, paralar o şahısların devlet görevleriyle ilgiliyse, o zamanda devlet gayri meşru eylemlerin içinde mi sorusu kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır.

Bakanlardan, siyasetten hesap sorabilecek bütün mekanizmaları ortadan kaldırırsanız, o zaman gerçekten bu devletin ve toplumun sonunun ne olacağını bilemeyiz.

Denetlenemeyen seçilmişlerin ne kadar çalacağı artık kendi insaflarına kalmış olur.



GEÇEN YIL

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

KÜRDİSTAN NERESİDİR

Tarihsel olarak Kürtlerin varlığına ve nerede yaşadıklarına ilişkin son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yeterli kaynakların ve kayıtların olmaması içinden çıkılmaz bir tartışmayı da başlatmış görünmektedir.
Pkk ve onun taraftarlarına göre Kürtlerin kökeni ta Sümerlere kadar, bir kısım İslamcılara göre ise bunun bir önemi yok Kürtler erken dönem Müslümanlarından olan Kürdistan’da yaşayan bir millet… tabi millet demekten de geri durmuyorlar, bu millet tanımının tarihi ve sosyolojik dayanakları olmasa da yinede bir şeyler uydurmaktan geri durmuyorlar..
Kürtler kimdir sorusunu sosyolojik olarak cevaplamak oldukça zordur, ama Arap kaynaklarında El Ekrad diye bir topluluğun varlığına ilişkin kayıtlarda, Kürtlerin dağlarda yaşayan vahşi topluluklar olduğu, ya da isyan halinde olan bir topluluk olduğu, dr Bekir biçerin, Arap kaynaklarını tarayarak elde ettiği bilgilerden çıkarılmaktadır.
Kürdistan’ın varlığına ilişkin dr. Bekir biçerin taradığı kaynaklarda ise, bir coğrafya adı ol…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı