Ana içeriğe atla

KÜRT AYDINLANMASI

Kürtlerin tarihleri hakkındaki belirsizlik Kürtlerle ilgili birçok meseleyi anlamamızı zorlaştırıyor. Kürt milliyetçilerine bakılırsa Kürtlerin tarihi ta kadim Sümerlere kadar dayanır, elbette bu tezlerin ispatlanmaya ihtiyacı vardır. Kanıtlanmayan her fikir, her tarihi söylem faraziye olarak kalacaktır.

Kürtlerin tarih sahnesinde belirginlik kazanması İslam’la tanışmalarıyla olduğu gerçeğini nihayetinde herkes kabul edebilir. Selaheddin Eyyubi ve diğer güçlü aşiret beylerinin hepsi İslamlaşmalarından sonra tarih sahnesinde belirgin hale gelmişlerdir. Özellikle Türklerle, İranlılarla, Araplarla olan ilişkilerini tarih kaydetmiştir.

Kürtlerin sahip olduğu sosyolojik özellikleri onların milliyetçilikle buluşmasını uzun süre engellemiştir. Katı şekilde korunan aşiret yapıları, o aşiretlere ait geleneksel özellikler,  aynı zaman da sahip oldukları İslam kimliğine sadakatleri Kürtlerin ulus olma sürecini ciddi geciktirmiştir.

Aşiret yapılarının bozulması beraberinde ulus olma fırsatı doğurmuştur. Aşiretlerdeki ananeler, gelenekler ve yapısal özellikleri modern dünyaya ve şehirleşmeye yenik düşmüştür.

Bugün Kürtler gecikmiş bir milliyetçilik yaşıyorlar, diğer uluslar Fransız ihtilalından sonra kendileriyle ilgili tanımları, belirlemeleri gerçekleştirmişken, Müslüman kavimler tam olarak bunu gerçekleştiremedi. Bir taraftan İslam’ın ırkçılığı reddetmesi, diğer taraftan ümmetçilik anlayışı İslam dairesi içindeki kavimleri belirsizlik içerisinde bıraktı.

İslam kardeşliği mi yoksa iki etnik kimlik mi meselesi bugün herkesin kafasını kurcalamaktadır. Son zamanlarda dindar, muhafazakâr Kürtler arasında milliyetçi söylemin artması Kürtlerin genelde etnik milliyetçilik yapmalarına doğru giden bir süreç ortaya çıkarmıştır.

Kürtler bu gün içlerine işleyen milliyetçiliği ne yapacaklarını bilmiyorlar, 6-7 Ekim olaylarında gördüler ki içlerinde kabaran milliyetçi gurur ve sahip oldukları öfke barbarca bir şiddeti doğurdu.

Türkiye de elde ettikleri entelektüel kazanımlar, ideolojik yapıları onları bugün güçlü göstermektedir. Özellikle Kürt örgütçülerinin materyalist toplum anlayışları Kemalizm’in etkisi altında olduğu gerçeğini tespit etmek zorundayız.

Kürtlerin ulus olmasının yolu birkaç yapının yıkılmasından geçiyordu; aşiret yapılarının çözülmesi gerekiyordu, geleneklerin modernizm karşısında yok edilmesi ve son olarak İslami değerlerin toplum hayatı içerisindeki belirleyiciliğini geriletmek gerekiyordu.

Bu gün bunlar başarılmış görünüyor. Aşiret yapıları çözüldü, gelenek modern yaşantıya yenik düştü ve son olarak Kemalist ideoloji eliyle İslam’ın yaşamı belirleyici özelliği ortadan kalktı. Kürtlerin uluslaşmaları için bu tarihi bir fırsat anlamına geliyor. Bu tarihi fırsatı Türkçeye ve Türkiye cumhuriyetine borçlular. Bu gerçeği kabul etmek istemeseler de Kürtlerin bugün Anadolu’da sahip oldukları etnik bilinç Türkiye cumhuriyetinin insanları okutma, Hakkâri’ye okul yapma, mücadelesinin sonuçlarındandır.


GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan’a, üzülmeHüzünler kulübesi döner bir gülistana, üzülme  Gamlı gönül, düzelir halin, karamsar olma
Şu divane başım kavuşur yine huzura, üzülme

Ömür baharı dönse yine çimenlik tahtına
Güzel öten kuşum, çelenk koyarsın başına, üzülme.

Felek dönmediyse iki gün muradımızca
Devran böyle sürmez ya hep; üzülme

Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını
Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme

Gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli
Nuh’tur kaptanın; dert etme tufanı, üzülme.

Çölde yürüyeceksen Kâbe’ye varma şevkiyle
Deve dikenleri yaksa da canını, üzülme.

Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak
Sonu gelmeyecek bir yol yoktur; üzülme.

Canandan ayrılık, rakibimin sıkıştırması; halim bu
Biliyor hepsini halden hale sokan Tanrı; üzülme.

Hafızım, fakirlik köşesinde, kara gecelerin halvetinde
Virdin dua ile Kur’ân dersiyse, üzülme
ŞİRAZLI HAFIZ

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı