Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TÜRKÇEYİ KAYBEDİYORUZ

Dil kimliktir, dil bir dünyadır, o dünyanın içine doğarsınız, sizi belirleyen, algınızı, bakışınızı belirleyende dil olur. Yaşadığınız çevreyle ilişkinizi belirleyen dildir. Etrafınızı şekillendirirken kullandığınız en dinamik araçlardandır. Din de, ideolojide, hep sözle ilgilidir, yani dille ilgilidir.
Dil mekanik bir nesne değildir, yaşayan, hayatın olağan akışı içinde kendini şekillendiren, değişen, dönüşen, farklılaşan bir yapıdır. Bunun için dil meselesinde, kelime uydurmak, karşılık bulmak diye bir şey yoktur. Türkiye’de Türk Dil Kurumunun yapmaya çalıştığı şey bu açıdan çok anlamsızdır, çoğu zaman karşılık bulma çabası kurumu komik durumlara sokmuştur.
Milletlerin oluş sürecinde din ne kadar önemliyse, dil de o kadar önemlidir, Macarların Bulgarların bu gün Türklük bilincini yitirmelerinin sosyolojik olarak sadece Hıristiyanlaşmalarına bağlayamayız, aynı zamanda Türkçeyi yitirmeleriyle de ilişkilendire biliriz.
Bugün coğrafyanın izlerini dilde görebilirsiniz, Türklerin geçtiği, …

ESKİ DOST YENİ DÜŞMAN

“ Eski dostlar düşman, eski düşmanlar dost olur”
Türkiye’nin önümüzdeki günlerde siyaset tarzını belirleyen temel unsurun, “eski dostlar düşman olur, düşmanlar dost olur”, şiarı olacağından hiç kuşku yok. Eskiden birbirine karşı büyük bir düşmanlık duyan, hatta varlıklarını ortadan kaldırmak isteyen gruplar haziran seçimlerinde doğal bir ittifaka gidecekler. Bunun özünde elbette ak parti ve Erdoğan düşmanlığı yatıyor.
Siyaset millet ya da ülke çıkarları adına yapılmıyor, bireylerin ve zümrelerin çıkarları için yapıldığından bu tür ittifakların yadırganacak, kınanacak bir tarafı yoktur. Türkiye’deki bazı siyasetçilerin temel bazı ilkeleri bu birleşmeleri anlamlı hale getiriyor, zümre siyaseti, çıkar siyaseti ve dogmatik siyasi inançlara olan bağlılıkları nedeniyle.
Ak parti ise eski dostlarının hışmına uğruyor, devlete yerleştirdiği bürokrasinin düşmanlığıyla karşı karşıya geliyor, hem sahada hem de devlet içinde ki bu yapı,  ak partinin ittifak ettiği, dostluk tuttuğu bir zümreydi. Hazir…

YENİ TÜRKİYE VE BAŞKANLIK

Başkanlık tartışması Türkiye’nin kritik zamanlarında ortaya çıkan tartışmaları hatırlatıyor. Başkanlık tartışması, Türkiye’nin padişahlıktan meşrutiyete geçicini, meşrutiyetten cumhuriyete geçişini sağlayan dinamiklerle aynı olmadığını tespit etmek zorundayız, çoğu zaman karmaşaların, kaosların sonucunda sistem değişiklikleri kaçınılmaz olmuştur. Bugün ise sistem tartışması kaos ve karmaşa yerine daha da yeni ve büyük Türkiye mücadelesinin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.
Zamanın değişiyor, hiçbir şey sonsuza kadar yaşamıyor. Her şey doğuyor, büyüyor ve sona eriyor. Yaşamın ve organizmanın temel sistemi budur. Devletler de aynı şekilde bir canlı organizma gibi diyor İbni Haldun..bu görüşleriyle de devlete ve toplumlara ömür biçiyor.
İbni haldun Mukaddime adlı eserinde yükselişin ve çöküşün nedenlerini açık bir şekilde sıralar, Türkiye, tarihinde büyük çöküşünü Osmanlıyla yaşadı, doğuşunu Türkiye cumhuriyetiyle yeniden sağladı…şimdi ise gelişme büyüme ve tarih sahnesine yeniden çıkma…