Ana içeriğe atla

YENİ TÜRKİYE VE BAŞKANLIK

Başkanlık tartışması Türkiye’nin kritik zamanlarında ortaya çıkan tartışmaları hatırlatıyor. Başkanlık tartışması, Türkiye’nin padişahlıktan meşrutiyete geçicini, meşrutiyetten cumhuriyete geçişini sağlayan dinamiklerle aynı olmadığını tespit etmek zorundayız, çoğu zaman karmaşaların, kaosların sonucunda sistem değişiklikleri kaçınılmaz olmuştur. Bugün ise sistem tartışması kaos ve karmaşa yerine daha da yeni ve büyük Türkiye mücadelesinin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.

Zamanın değişiyor, hiçbir şey sonsuza kadar yaşamıyor. Her şey doğuyor, büyüyor ve sona eriyor. Yaşamın ve organizmanın temel sistemi budur. Devletler de aynı şekilde bir canlı organizma gibi diyor İbni Haldun..bu görüşleriyle de devlete ve toplumlara ömür biçiyor.

İbni haldun Mukaddime adlı eserinde yükselişin ve çöküşün nedenlerini açık bir şekilde sıralar, Türkiye, tarihinde büyük çöküşünü Osmanlıyla yaşadı, doğuşunu Türkiye cumhuriyetiyle yeniden sağladı…şimdi ise gelişme büyüme ve tarih sahnesine yeniden çıkma zamanı…

Türkiye’nin kuruluşunda ve sonraki yıllarda kurgulanan sistemler bugün için artık topluma ve devlete dar geldiği açık görünüyor.

Ulus devletler bu gün yok olma sancıları çekiyor. Ömrünü tamamladı. Coğrafyamızdaki sınırlar yapaydır, bu yapaylığı kutsamanın bir anlamı yoktur. Bunun milliyetçilikle de bir ilgisi yoktur. Bugün bölgedeki kurmaca ulus devlet modelleri bölgenin temel krizi haline gelmiş gibi görünüyor.

Toplumlar (Müslümanlar) kendi içlerinde bölünüyor, etnik köken olarak, mezhepsel olarak, küçük parçalara ayrılıyor. Bütünleşme yerine daha küçük parçalara bölünerek huzurlu yönetim anlayışlarının peşine düşmüş gibi…bunun sosyolojisi elbette ciddi olarak incelenmeli, bu bölünme yeni birleşmeleri beraberinde getirmek zorunda.

Küresel hegomanik güçler karşında kantoncuk, küçük devletçikler olarak yaşayamazsınız, sadece sömürgeci ülkelere yem olursunuz. Kantoncuk devlet hayalini kuran, böyle şeyler kurgulamaya çalışanların gerçeklikten uzak olduklarını söyleyebiliriz ya da kendi çıkarlarından başka bir şeyi gözleri görmüyor demektir.

Bunu aşmanın yolu bir ağ gibi bölgenin birbirine bağlanması ve tepede bir başkanın varlığıyla ilgili olabilir. Bu ağın bir parçası Kürdistan, bir parçası Türkmen, bir parçası Araplarla ilgili olabilir. Bölge de böylece çok devletli yapılar yerine daha az devlet ama daha çok parçadan müteşekkil yapılar, bize barışı getirebilir…

Kürtler böyle parçalanmış olarak kaldığı sürece kendi bölgemizde barışı kurmak imkansız, Araplar böyle parça parça diktatörlüklerle yönetildiği sürece ortadoğunun huzur bulması mümkün görünmüyor.  Bunun yerine birleşmeleri hızla sağlamak zorundayız, üç parçadaki Kürtler birleştirilmeli, nüfus yoğunluklarına göre diğer etnik unsurlar da Türkiye’ye bağlı özerkliklerine kavuşmalı. Türkiye bu modelle hem dünyaya hem de bölgeye bir mesaj verebilir. Küresel bir aktör haline gelebilir. Enerji ve insan kaynağı olmadan küresel güç olmak bir hayaldir.


Biz başarırsak, bölge arkamızdan gelecektir, onlar Türkiye’nin ak parti deneyimden bir Arap baharı çıkarmayı başardılar, ama düzen kurmaya güçleri yetmedi…bu sefer Türkiye’nin onlara sunacağa başkanlık modeli bütün ortadoğuyu yeniden şekillendirecektir.

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan’a, üzülmeHüzünler kulübesi döner bir gülistana, üzülme  Gamlı gönül, düzelir halin, karamsar olma
Şu divane başım kavuşur yine huzura, üzülme

Ömür baharı dönse yine çimenlik tahtına
Güzel öten kuşum, çelenk koyarsın başına, üzülme.

Felek dönmediyse iki gün muradımızca
Devran böyle sürmez ya hep; üzülme

Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını
Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme

Gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli
Nuh’tur kaptanın; dert etme tufanı, üzülme.

Çölde yürüyeceksen Kâbe’ye varma şevkiyle
Deve dikenleri yaksa da canını, üzülme.

Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak
Sonu gelmeyecek bir yol yoktur; üzülme.

Canandan ayrılık, rakibimin sıkıştırması; halim bu
Biliyor hepsini halden hale sokan Tanrı; üzülme.

Hafızım, fakirlik köşesinde, kara gecelerin halvetinde
Virdin dua ile Kur’ân dersiyse, üzülme
ŞİRAZLI HAFIZ

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…