Ana içeriğe atla

AK PARTİ KUŞAĞI

Ak partiyle büyüyen bir kuşak var; bu kuşak nihayetinde eski kuşaklar gibi Türkiye’nin dününü bilmiyorlar; sadece kendi yaşamlarında olduğu kadar bilgiye sahipler. Bu bilgi ve deneyim de çok sınırlı, birçok şeyi algılayacak yeterlilikte değildir.

Bu gençlerin sahip oldukları bilgi kaynakları internet ortamları olduğu için muhakeme yetenekleri, analiz yetenekleri sınırlıdır. Bunun için kolayca ülkenin geleceğini tehlike atmaktan çekinmiyorlar, gezi olayları, 6-7 ekim olayları bunlarla ilişkilidir. Bu gençlerin zaman algılayışlarıyla ilgilidir.

Şuan için orta yaşlılar, yaşlılar ise Türkiye’nin hem geçmişine tanıklar hem de geleceklerine tanık oldular, yani Türkiye’nin ak parti sayesinde nasıl bir noktaya geldiğinin şahitleridir. Bu değişim ve dönüşümün yeni kuşağa aktarılması konusunda ciddi problemler oluştu.

Bugün internet ortamına hâkim olan tam da ak parti iktidarıyla büyüyen kuşaklar oldu; öyle ki onlar internetin her yerindeler; çünkü onunla doğdular; geçenler de bende bu gençleri kast ederek dedim ki; bunlar internetin taçsız krallarıdır.  Orada var olmayı, görünmeyi seviyorlar; onlar için bu çok önemlidir.

Kitabın bu kuşağın hayatında yeri yoktur. Kitap demek birçok şey demek olduğunu hepimiz biliriz, ama bu kuşaklar bilmez. Kitap tarih demek; kitap gelenek demek; kitap gelişme demek; işte bu kuşağın hayatın bütün bunlardan uzaktır.

Yokluk duygusu yerine, marka yoksunluğu aldı. Bu durum daha fazlasını talep etmeyi doğurdu. Temel bir güdü var, hızla tüketmek, elbette bunun farkında değiller.

Bir arkadaşla bir eve gitmiştik; arkadaşı ona köpeğini emanet etmiş onu beslemesi gerektiği için birlikte köpek beslemeye gittik. Ankara’da ortalama bir evdi burası, eve girdiğimde hayatımda ki önemli şaşkınlıklardan birini yaşadım… ayakkabı dolabında sayısız çift ayakkabı vardı; nasıl olur dedim, ama sonradan fark ettim ki çoğu kimsenin hayatı bu kadar sayısız şeyle dolmuş, muhtemelen bu yazıyı okuyanlar için de aynı şey geçerli olacaktır, evet çok fazla şeye sahipsiniz ve bu yetmiyor.

Yetmeme duygusunu biz de biliriz, ama bizim soframız da ekmek yetmezdi, aş yetmezdi…ya da ayağımıza giyecek ayakkabı olmazdı. Bugünün gençleri bu duyguları tanımıyorlar; muhtemelen de empati yapamayacaklar; babası her çileyi çekmiş ama çocuklarına onu yaşatmak istememesinin bedelini bugün ve yarın bütün toplum ödeyecek, belki anne babalar benim çocuğu diye büyüttüğü çocuklar yarının toplumları oluyorlar. Sonrası sadece anne babayı ilgilendirmiyor, bütün herkesi ilgilendiriyor.

Bir gün sınıfta drama yaptırıyordum; bir kız çocuğunun babasından nasıl harçlık aldığını canlandırıyorduk; babasını bana  para ver diye tekmelemesi bunun sonucu olarak babanın sinirlenmesi ama nihayetinde babası kızının her isteğini karşılama noktasına gelmesini canlandırmıştık.

İşte ak parti bu kuşağı kaçırdı; her açıdan kaçırdı, ama diyemem ki bu sadece partinin problemi, bu herkesin her kesimin problemdir. Bu sosyoloji herkesi ilgilendirir. Şunu da belirteyim ki…

Sosyologları saha sürmedikçe bu meseleler çözülmez.


GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…