Ana içeriğe atla

BENİM OYUM

“Allah şahittir ki, Türkiye Cumhuriyeti devletini cihan devleti yapacağız” Ahmed Davudoğlu.

Ak parti üzerine çok şey söylenir. Ak partili çok insan var. Bu sonuçların böyle olması kaçınılmazdır. İktidar partileri her zaman işgal edilir. Her zaman çevrelenir, bunlar kötü niyetliler olabilir, ajanlar olabilir, menfaat peşinde koşan bir sürü çıkarcı pisliklerle dolabilir.

İktidarın böyle insanlarla dolması zamanla partiyi milletten koparır. Özal’ın partisinin başına gelenlerde hep bunlarla ilgilidir. Zamanla parti merkezileşir, ele geçirilir. Ama ak parti işte bu çevrelemeyi uzun zaman sonra fark etti ve kırmak istiyor.

Ellerinizle inşa ettiğiniz duvarları yıkmak kolay değil elbette, cemaatin elamanlarının, kripto tiplerin devletin kılcal damarlarına kadar sızmış olması Türkiye cumhuriyeti devleti için bir skandal boyutundadır. Bu öyle bir hainlik ki, düşünün devlet adına atacağınız her adım deşifre oluyor. Her eylem dünya kamuoyuna yansıyor, uluslar arası ajanlara sızıyor, yabancı ülkelere sızdırılıyor.

Ak partinin böyle bir hatayı telafi etmesinin tek çıkar yolu var, güçlü bir merkezi hükümetin teşkil edilmesinden geçiyor. Türkiye’de şuan da kurulacak her zayıf hükümet devletin paralel çetenin eline geçmesine neden olacaktır.

Sanıyor musunuz? Cemaat hdp’yi sırf Ak parti iktidarını devirmek için destekliyor, hayır onların tek derdi var Türk devletini ele geçirmek, yani zayıf bir Ak parti hükümeti ve ya bir koalisyon hükümeti bu paralel çetenin işine gelecek…muhtemelen şimdi ak partiyi yıpratalım, bir kaos çıksın, sonra nasılsa biz hepsini hallederiz kafasındalar. Gerçekten de hallederler bunda kuşku yok…ak parti dışındaki her seçeneği hallederler.

Bu seçimlerde ak partiyi desteklemek zorundayız, geriye dönemeyiz, Türkiye’nin eski karanlık günlerine dönemeyiz. Millet ve devlet için Truva Atı olan paralel yapıya devleti teslim edemeyiz. Cemaatin devletin içindeki varlığı öyle muhalif olmakla filan ilişkili değil…chp’liler, mhp’liler, hdp’liler anlaması lazım ki, bu bir şaka değil, gerçek bir durum…iktidar olduğunuzda ne olacağını sanıyorsunuz, bu paralel cemaati aşıp ülkeyi yönetebileceğini mi sanıyorsunuz. Hiç sanmıyorum, çünkü devlet bürokrasidir, bu bürokraside kendi içinde bir yapı olarak örgütlenmişse, bir kişiye bağlıysa o devlet zaten yönetilmez olur.

Ak partiye olan kırgınlığımı, küskünlüğümü bir kenara bırakıyorum. “Ben hiçbir kazanca ya da zafere ortak olmadım, şimdi olduğu gibi her zaman sadece mücadeleye ortak oldum…”  Her halde ak parti iktidarı boyunca benim kadar mağdur olan bir kimsenin olduğunu sanmıyorum. Ben felsefe grubu öğretmen adayı olarak yıllarca atanmak için uğraştık, ama ak parti hükümetleri bizim yerimize başkalarını doldurdu, devletin her yerine “ badem bıyıklılar” yerleşti…sosyolog olarak atanmak istedik, ama bizi sürekli bu kadar bin sosyolog alacağız diye oyaladılar durdular. Bütün bu yıllar boyu zamanımız, emeklerimiz boşa gitti…hala da aynı şekilde devam ediyor.

Allah biliyor ya, her zaman bir yerde durdum, başıma ne geldiyse yine orada durmaktan geldi, ama yine de vazgeçmedim, 28 Şubatta olmadık şeyler yaşadık, sonra ak partiye destek olduğum için özel sektörde işlerden atıldım,  ama hep desteklemeye devam ettim… Özetle benim meselem kendi menfaatlerim değil, milletin geleceğidir. Bunun için diyorum ki, koalisyon hayalleri kurarak, Türkiye’yi karanlığa belirsizliğe sürüklemeyin…


Birilerinin sen saf mısın hala niye ak partiyi desteklemeye devam ediyorsun diye soranlar çıkabilir, elbette kendi açılarından haklı olabilirler, ama bilmedikleri bir şey var ki, biz ilkeler için destek oluruz, çıkarlarımız için değil…dün ak partinin yanında olanlar bugün karşısında oysa onların tek derdi var “menfaatleridir” …benim burada öncelediğim şey ise milletimizin, ülkemizin hayrı ve geleceğidir. 

GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…