Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇAKALLARLA DANS

Etnik milliyetçiliğin yükselişi tehlikeli boyutlara varmaktadır. Etnik milliyetçilik bilenmiş, keskin bir kılıca benzer; keskindir, yıkıcıdır, herkesin kimyasını bozar, yeni bir insan profili ortaya çıkarır.
Büyük uluslar içerisindeki etnik kimlikler sağlıklı değerlendirme yapamazlar, çünkü temelinde büyük bir ezilmişlik duygusu vardır. Temelinde bir savunma psikolojisi vardır. Hele bu etnik kimlik tarihi derinlikten yoksunsa artık yeni bir profilin inşası kaçınılmaz olur. Genel de bu kimlik inşası rasyonaliteye dayanmaz, irrasyonel temellere dayanır.
Bugün Türkiye’deki etnik kimlikler tam da bu aşamadalar. Yeni bir kimlikle tarihi bir yürüyüş gerçekleştirmek istiyorlar. Bununla gurur duyuyorlar, her türlü şeyi araçsallaştırıyorlar. Sokaklarda Türk devletini zora sokacak her türlü hamleyi yapıyorlar. Bugün o etnik kimliğin duruşu o hale gelmiştir ki egemen devlete karşı her türlü ihanete hazır bir potansiyelle beklemektedirler.
Sosyal medyadaki terörist Türkiye etiketleri, terörist Erd…

ŞAH İSMAİL DESTANI

                                                                                                                                Bismillah. Bir hikâye bir insanı nereye kadar götürebilir; mesela insanın çocukken dinlediği bir masalla yirmi yıl sonra karşılamasının anlamı nedir? Bazı ipuçları, bazı hatıralar tarihi kökten gelir; hele Anadolu gibi bir coğrafya da yaşıyorsanız; kökleriniz derindir; kullandığınız her kelimenin; sözün, eşyanın, simgelerin bin yıllık hikâyeleri vardır.
Biz de çocukken annemden masal dinlerdik; uzun kış gecelerini annemin etrafına toplaşır, onun anlattığı masallarla mest oldurduk. O vakitler, elektrikler gitti mi uzun zaman gelmezdi, gözlerimiz lambalarda takılı kalır, elektrik gelsin diye saymaca oyunlar oynardık, sanırdık ki sayarsak belki elektrik gelir. O da bizi kırmaz, bazen sayarken gelir, bazen ne kadar saysak da gelmezdi.
İşte o geceler de evlerimizde televizyon olmadığı için annelerimize yalvarırdık ki bize masal anlatsın, o da çoğu zaman bizi kırmaz, …

efendiler nereye?

"Refik Halid Karayın Kaleminden"

ziyafet bitti,
fakat ağzınızı silmeden,
elinizi yıkamadan,
bir acı kahvemizi içmeden;
efendiler nereye? 

yaz başlarında sırtı karnına yapışmış,
sarı, sıska, cansız bir takım tahtakurular çıkar,
iğne gibi vücudumuza batar,
derimizi haşlarlar, kanımızı emerler,
sonra sabaha karşı etli,
canlı, iri yarı, şuraya buraya kaçarlar...
galiba şafak attı, güneş doğuyor;
tahta kuruları nereye? 

ücra dağ başlarında,
gözleri ateşli, dişleri keskin,
tüyleri dimdik aç kurtlar vardır.
köpeksiz sürülere dalarlar,
etrafa kan kemik saçıp, 
mideleri dolu inlerine koşarlar...
galiba çoban göründü, köpekler havlıyor:
tok kurtlar nereye? 

kedisiz evlerde fareler vardır.
kilerlere girerler, dolaplara dalarlar,
şunu bunu kemirip
sağa sola koşuşup baş köşede gezerler,
bir patırtı olunca deliklere girerler.
galiba koku aldınız. kedi geziyor:
koca fareler nereye? 

dul annelerin haylaz çocukları vardır?
sandıkları kırarlar, paraları çalarlar,
bohçaları aşırıp tefeciye satarlar
ve sonra korkup sokak soka…

UYANDIRILMIŞ KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ

Kürtler gecikmiş bir milliyetçilikle tanıştılar; bu tanışma tam da coğrafya da kimlik krizinin çıktığı; mezheplerin çatıştığı; milletlerin çatıştığı bir zamana geldi. 
Teknolojinin, iletişim araçlarının gelişmesiyle; aynı zaman da Kürtlerde eğitim seviyesinin yükselmesiyle, ortaya yeni bir sosyolojik olgu çıktı ki; hem de ne çıkış, bu tam bir 19.yüzyıl milliyetçiliğidir.
19 yüzyılda bir kısım Kürtlerin kürt halkını inşa etme çabalarını görüyoruz; özellikle İstanbul’da bazı yayınlar etrafında toplaşan kürt gruplar kürt kavminin bir ulus olarak nasıl yüceleceği konusunda yayınlar yapmışlardır.
Kürtlerin eğitimi; onların ekonomik çabalarına ilişkin projeler ortaya koymuşlardır. Said-i Kürdi aynı Saiklerle Abdulhamid’e doğuda bir üniversite kuralım teklifi götürmüştür; bu da aynı bakış açısından kaynaklanmaktadır.
Zamanın karşısında bir tür kendi etnik sitesini inşa etme çabası gayet doğal karşılanabilir; zaten o dönemin kürt aydınları aynı argümanla yola çıkmışlardır. Osmanlıdan kopan diğer…

Türkiyeyi Kim Yönetecek

Türkiye’yi kimin yöneteceği meselesi her zaman kilit bir mesele olmuştur. Uluslar arası sistem açısından, Türk milleti açısından ve İslam milletleri açısından Türkiyei’yi kimin yöneteceği çok önemlidir.
Anadolu sıradan bir kara parçası, üzerindekilerde sıradan insanlar değildir. Hem bir imparatorluktan kalanların bekçileridir, hem de yurt tutulmuş bir coğrafyanın bekçileridir. Aynı zaman da bu topraklarda yaşayanlar İslam’ın bekçileridir. Türkiye’de Türk olmak,Kürt olmak işte bu kadar kutlu bir meseledir
Türk kimliği tarihi boyunca İslamlaşmış Asyalı kavmin genel adıdır. Çünkü İslam Anadolu üzerinden bu savaşçı topluluklar eliyle batıya ulaştırılmıştır. Dün böyle idi. Bu gün de bu mesele böyledir. Bunun için batı kendi içinde Müslüman olanı “Türk” diye isimlendirir. Onu Türkleşmekle itham eder.
Türkiye seçimleri sıradan seçimler değildir. Her zaman da böyle olmuştur; elbette zaman zaman seçimlerin önemi yokmuş gibi görünse de her seçim kritik, her oy önemli olmuştur. Haziran genel seç…