Ana içeriğe atla

BU CHP VAR YA!

Bu chp var ya sözünü çok işittik, bu chp var ya diye başlayan birçok cümle kuruldu. Öyle ki bu chp “camileri ahıra çevirmiş, içine de öküz bağlamıştı”, bu chp “kuran kursları kapatmış, memleketi dinden imandan etmişti” bu böyle sürüp gitti.

Siyasi parti liderlerinden tutunda, anlı şanlı muhafazakar aydınlarımız el birliği etmişçesine bu argüman etrafında ciddi hesaplaşmalara sorgulamalara kalkıştılar. Hatta bir kısmı chp üzerinden Türk tarihiyle hesaplaşmaya kalktı, bazıları chp üzerinden milli mücadeleyle hesaplaşmak istedi, bir kısmı chp üzerinden Mustafa Kemal’e olan hıncını çıkardı.  Öyle ileri gittiler ki M. Kemal içki sofralarından kalkmıyormuş da, iki ayyaşmış da, gibi söylemlere kalktılar, doğrusu burada bende şunu söylemek isterim, millet vatan sevgisi içtiğin içkiyle ilgili değildir, bakın başını namazdan kaldırmayan ne vatan düşmanları gördük,

Chp tarihi bir partidir, bunun içinde tarihi kamburları ve yükleri vardır. Bu hesaplaşmaların sorgulamaların varlığında kınanacak bir şey yoktur. Herkes durduğu yere göre chp’den almak istediğini ortaya koymuştur.

Mazhar Alanson’un bir şarkısı vardı “beş dakka da değişir bütün işler” diye, sanki birden onu yaşadık, chp ile kanlı bıçaklı olanlar chp ile koalisyon fikrini işlemeye başladı. Etnikçiler bile chp ile ittifak etti, her şey beş dakika da olupbitti. Nasıl oluyorsa her şey bu hızla değişiyor, dönüşüyor, insanlar aynı hızla dönüyor.

Sahi sormak istiyorum sizler hep ilkeli olmayı vaaz etmiyor muydunuz? Mesele hayatınızın odak noktası dindar kimliğiniz değil miydi? Ne oldu size böyle! Ne olmuş size böyle! Elbette insanların seçimleri kendilerini ilgilendirir, neye taraf oldukları, nasıl yaşamak istedikleri, hatta başlarında olan kimsenin nasıl olması gerektiğine kendileri karar verebilir.

Dikkat çeken nokta ise yıllarını muhafazakârlık görüntüsü altında geçirmiş, yıllarını belli simgeleri ve söylemleri dile getirerek yaşamış kimselerin birden bire chp koalisyonu olmalı, memleket için daha hayırlıdır demelerini anlamaya çabalıyorum.

Anlamam mümkün olmasa da yine de anlamayı denemek istedim. Ben sizler kadar dindar değilim, belki sizlerden daha çok günahım vardır, biliyorum çoğunuzun vakit namazlarınızı aksattığı görülmemiştir. Görüntünüz de güçlü tavırlarınız olduğunu görüyordum, güçlü sarsılmaz ilkeleriniz olduğunu düşünüyordum. ne çok yanılmışım diyorum, ne çok yanılmışız diyorum!

Oysa ben bir yerde durmanın ahlaki ilkeleri olduğuna inanıyorum, ben sizin gibi değilim, öyle kolayca dönemiyorum, doğru bildiğim, doğru inandığım şeyleri savunmayı bedeli ne olursa olsun her zaman göze aldım.

Öyle ki şuan sizlerin chp ile ak parti koalisyon kursun, daha olmadı hdp ile kursun demenizin altında ne ahlaki ilkeleriniz var, ne de herhangi bir davayla ilişkilidir. Tek ilgilendiğiniz şey kendi etnik kimliğinizin inşası için zaman kazanmaktır, ya da kendi cemaatinizin daha fazla karlanması için, paralanması için, göbeklerinizin biraz daha büyümesi için elde etmeye çalıştığınız bir mevziden başka bir şey değildir.


Sahi söyler misiniz? Bu kadar hızla dönmeyi nasıl başarıyorsunuz? Bu kadar hızla beş dakika da bütün ilkelerinizi nasıl ters yüz edebiliyorsunuz? Dava filan diye hala söylem mi kurguluyorsunuz? Efendiler artık, bizim kandırılacak bir tarafımız kalmadı… Efendiler yeni daha orijinal yalanlar icat etmelisiniz. Daha orijinal maskeler takmalısınız, benden söylemesi.

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı

OBJE OLARAK İNSAN

“İnsan anlamla güzelleşir. Anlamı olmayan, içi boş olan insan bir objeden öte bir şey değildir. Mevlana, yunus emre daha niceleri yalnızca anlamla var.”

İnsan, bir çok açıdan bakıldığın elbette bir objedir. Somut, belli bir gerçekliği olan ve yer kaplayan olarak “varolan”ı ifade eder. Ama daha başka açılardan bakıldığında özellikle “kadim” uygarlığın yarattığı dünyadan bakınca insanın daha başka bir şey olması gerektiğini öğreniyoruz.
O kadim uygarlığın tam ortasında duran bireyler olarak insana daha başka bir gözle bakmamızdan ve insana “yüce”lik vermemizden daha doğal bir şey olamaz. Bu bakış açımız, günümüzde bir şekilde biçim değiştiriyor, ne olursa olsun her şekilde insana ait görüntüleri “alkışlama”, ne olursa olsun “paylaşma”, ne olursa olsun “beğen”me gibi bir takım alışkanlıklar edindik ve olur olmaz yerde bu ifadeleri sunuyoruz. Neden bu noktada olduğumuz sorusunun cevabını bulmak elbette mümkün, bir takım süreçlere baktığımızda bunun cevabını görebiliriz, özellikle eğitim, ai…