Ana içeriğe atla

ETNİK TERÖR

İkiyüzlü etnik bir terör gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kim ne derse desin, etnik ayrılıkçı büyük bir sosyal meseleyle karşı karşıyayız. Sosyoloji bu! Biz ne kadar iyimser olmaya çalışsak da nihayetinde gerçek ortadan kalkmıyor.

Bu etnik terör ikiyüzlü; bir taraftan gülümseyerek barış diyor; demokrasi diyor; birlikte yaşama diyor, ama diğer tarafta ise gençleri sokağa döküyor; intikam yeminleri ediyor; fedailerle suikastlar planlıyor.

Bütün bu planların ardında büyük bir kitlesel destek vardır. Temelde bu kadar şiddetle iç içe geçmiş örgütler devletler içerisinde yaşayamaz. Devlet mekanizması birkaç gün içerisinde bu yapıları ortadan kaldırır. Ama biz ne yaparsak yapalım etnik terör bitmedi? İşte üzerinde düşünülmesi ve karamsar olunması gereken nokta bu.

Etnikçi, ayrılıkçı hareket Türk milletinin gözü önünde yalan söyleyerek; devletin milletin her türlü imkânından yararlanarak şiddeti üretiyor. Devletin meclisinde; devletin her türlü imkânını elde ederek; teröre bizatihi lojistik üretiyor.

Kendilerine karşı çıkanları içinse birkaç argümanı birlikte kullanıyor; bir aptalca ak parti düşmanlığına kapılmış bu yüzden düşünme yetilerini kaybetmiş kitleleri mobilize ediyor; onların medya uzantılarını kendi ayrılıkçı emelleri için kullanıyor.

Etnikçilerin kullandığı bir argümanda işid terörüdür. Bunun üzerinden bütün Müslümanları susturma; onları gerekiyorsa işidle özdeşleştirerek, terör ve şiddet uygulayarak yok etme eylemlerini sürdürüyor.

Polislerimizin şehit edilmesinde bile bu argümanı kullanacak kadar iğrenç bir kafa yapısına sahip olan bu ayrılıkçı etnik şiddet yanlıları hiç utanmadan sıkılmadan büyük bir kepazelikle bunu Türk milletinin gözünün içine bakarak yapıyor.

Oysa temelde ürettikleri şiddet bakımdan işidle ayrılıkçı etnik terörün hiç farkı yok; aynı sonuçları üretiyorlar. Üzülerek ifade edeyim ki; ak parti karşıtları da bu propagandaya alet olmuş; olmaya da devam ediyorlar.

Geçen yazımda; eninde sonunda her şey ortaya çıkar diye ifade etmiştim. Ak partinin iktidarları boyunca; çözüm süreci safsatasıyla terör örgütünün şehirlerde nasıl yapılandığı, öyle ki şehirleri işgal edecek kadar güçlü yapılar kurguladığını görmekteyiz. ak partidekiler bu süreçleri niçin izlemedi; ya gafletten, ya dalaletten ya da ki bunu hiç dillendirmek istemesem de sormak zorundayım ihanetten mi?


Örgütün iki yüzlü siyasetini niçin okuyamadılar; mesela cemaat yapısının iki yüzlü yapısını niye göremediler; iyi niyetten mi? Saflıktan mı? Yoksa başka amaçlarla karşı karşıya mıyız? Yıllar önce de yazmıştım, ak partiyi kendi amaçları için kullanan Kürtçü yapılar var diye; o yapılar Türkiye’yi bir uçuruma sürüklüyor diye; öyle anlaşılıyor ki sözümüzün geçmesi için zamanın doğrulamasını beklemekten başka bir şey düşmedi bize… 

GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…