Ana içeriğe atla

GÜNÜN SONUNDA

Günün sonunda her şey ortaya çıkar. Bazı şeyler bittikten sonra zararı ve karı ortaya çıkar; ak parti hükümetleri boyunca partinin ülkeye ne kazandırdığı, ne kaybettirdiğinin hesabı yapılmak zorundadır.

Aşırı fanatik particilerin söylemlerine bakılırsa elbette partinin yaptığı her şey doğru, her politikası millet için iyi gibi bir algıyı sürekli gündemde tutuyorlar. Kendi açılarından mantıklı olabilir, ama demokrasi böyle bir şey değildir. Demokrasi verdiğimiz oyların hesabını sormak; yanlış yapılana itiraz etmektir. Oylarımız kimsenin tapulu malı değildir.

Bizler tanrıya oy vermiyoruz; insanlara oy veriyoruz; o insanlar bizim oylarımızla iktidar sahibi oluyor, zenginleşiyor, çevresindekileri zengin ediyor. Öyle ki zamanla zengin, iktidar sahibi oligarşik bir zümre ortaya çıkıyor, her şey bizim, devlet bizim demeye başlıyor, geçmişte bunun örnekleri saymakla bitmez.

Ak partide uzun zaman iktidar oldu; Türkiye’yi tek başına yönetti, Türk milleti büyük bir teveccühle oy verdi. Ama gelinen noktada günün sonunda ne kazandık, ne kaybettik hesabını yapmak zorundayız.

Oy veren bireyler olarak bizler koyun değiliz, oyumuzu verdik, sonra susup oturacak değiliz, biz susunca partideki bilmem kimler de bizim oylarımız üzerinde istediği tasarrufu yapacak öyle mi? Yok böyle bir dünya…Son zamanlarda ki koalisyon tartışmalarında ak parti seçmenini umursamadan hareket etme eğilimi gösteriyor. Partinin koalisyon için CHP-HDP-AKP koalisyon çizgisinde olması gibi…Çözüm süreci diye ne idüğü belirsiz bir şeyi  esas alıyor, milliyetçi söylemlerden kaçınıyor, Türk milleti kavramı zaten gündeminde yok. Buradan uyarmak isterim; Efendiler yanlış yapıyorsunuz? Sizler Türk milletinden oy aldınız; oylarımızı kimseye peşkeş çektirmeyiz, hele etnikçilerin devlet hayalleri uğruna kendimizi kullandırtmayız.

Seçmen üzerinden herkes kendi dünyasında olanı siyasete ve devlete dayatıyor. Oysa ne tek bir seçmen var; ne de o Bey Efendilerin söylediği gibi seçmenler her politikaya mutlak destek olur, bazılarının hoşuna gider, bazılarının hoşuna gitmez. Seçmeni tek bir insan gibi düşünüp de seçmen böyle istiyor demek, saçmalıktan başka bir şey değildir.

Tek seçmen algısının altında yatan mantık iktidara temas eden kimselerin fikir ve düşünceleri vardır. Özellikle partiyi yönlendiren, belki seçmeni bile olmayan kimseler; biz böyle istiyoruz diye partiyi istedikleri yöne yöneltmek, istedikleri amaca ulaşmak için bir araç olarak kullanmaktalar.

Verdiğimiz oylarla her politikayı onaylıyoruz anlamını kimse çıkarmasın; yapılan hiçbir şey unutulmaz; çünkü yapılan doğrudan bizleri ilgilendirir, toplumu ilgilendirir, yapılmayan şeyler de hayatlarımız da birer eksik olarak bizi etkilemeye devam eder.

İktidar çevrelerinden birilerinin hayat standardı değişmeye bilir, onlar rüzgârdan fırtınadan etkilenmeye bilir, çünkü onlar kalelerin içinde korunaklı duvarlar içersinde her şeyden uzak yaşıyor olabilirler, ama toplumlar, kitleler fırtınalara açıktır, sosyal, siyasal ve ekonomik krizlere açıktır.

Bugün gelinen noktada toplum içerisinde birçok kriz varlığını hissettirmeye başladı bile. Bunlar ekonomik değil, daha kimlikle ilgili, daha Türk milletinin varoluşuyla ilgili şeylerdir. Bunun içinde ak partinin günün sonunda bize bıraktığı Türk milletinin varoluşuna tehdit oluşturacak yapılardır. Umarım ki bundan sonra biz seçmenlere kulak verirler;  yoksa oy vermeyiz olur biter.


GEÇEN YIL

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

KÜRDİSTAN NERESİDİR

Tarihsel olarak Kürtlerin varlığına ve nerede yaşadıklarına ilişkin son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yeterli kaynakların ve kayıtların olmaması içinden çıkılmaz bir tartışmayı da başlatmış görünmektedir.
Pkk ve onun taraftarlarına göre Kürtlerin kökeni ta Sümerlere kadar, bir kısım İslamcılara göre ise bunun bir önemi yok Kürtler erken dönem Müslümanlarından olan Kürdistan’da yaşayan bir millet… tabi millet demekten de geri durmuyorlar, bu millet tanımının tarihi ve sosyolojik dayanakları olmasa da yinede bir şeyler uydurmaktan geri durmuyorlar..
Kürtler kimdir sorusunu sosyolojik olarak cevaplamak oldukça zordur, ama Arap kaynaklarında El Ekrad diye bir topluluğun varlığına ilişkin kayıtlarda, Kürtlerin dağlarda yaşayan vahşi topluluklar olduğu, ya da isyan halinde olan bir topluluk olduğu, dr Bekir biçerin, Arap kaynaklarını tarayarak elde ettiği bilgilerden çıkarılmaktadır.
Kürdistan’ın varlığına ilişkin dr. Bekir biçerin taradığı kaynaklarda ise, bir coğrafya adı ol…