Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ETNİK SOSYOLOJİ

Sorunlarımızı adlandırma konusunda ürkek davranıyor, çekimser kalıyoruz. Oysa sorunu tanımlamak çözüme giden yolu da belirlemek anlamına geliyor.
Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Yükselmiş etnik bir milliyetçilik, kimlik siyaseti Türkiye’nin temel gündemini belirler hale gelmiştir. Etnikçiler sahip oldukları silahlı ve siyasi güçle Türkiye’yi bir kıskaca aldılar.
Etnik kimlik milliyetçiliği içerisinde olanlar bu durumları birer sorun olarak görmez.  Onlar için “gerilla” dedikleri birer gurur kaynağıdır. Her terör saldırısı onlar için bir kazanım, her saha kazanımı TC’ye karşı kazanılmış bir zafer olarak ilan edilir.
Türkiye’de temel bir söylem sürekli dile getirildi; eğer etnik kimliği tanırsanız, ona kültürel haklarını verirseniz terör ortadan kalkar diye; oysa bunun yanlış bir okuma olduğu şimdi ortaya çıkmış oldu.
Kültürel haklar bir etnik kimliği güçlendirmek ve ona saha açmak anlamından başka bir işe yaramadı. Öyle bir noktaya gelindi ki yetmedi; daha fazla şey istenmeye başlandı …

PKK’YI KÜRTLER DURDURABİLİR

“Hiçbir siyasi gerekçe söylem bu terör karşısında takındığınız tavrı aklamaz.”       
Bu terör saldırılarının yeni bir boyutu olduğu açıktır. Bu saldırıların büyüklüğü, çapı ve etki alanları sandığımızdan daha tehlikeli bir şeyle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.
Bu saldırılar sonrası hiçbir şey olmamış gibi barış ve müzakere süreçlerinin başlaması imkânsız, çünkü bu hırpalayıcı, yaralayıcı saldırılar toplumsal öfkenin katlanmasına ve tahammül sınırları zorlamasına neden oluyor.
Bir kere kuşku düştü mü bir daha hiçbir şey eskisi olamaz. Elini sıktığınız adamların nasıl ihanet ettiğini görünce asla yeniden güven tesis edilemez.
Kürtler bu terör saldırılarında suçu devlete atarak kurtulamazlar; ya bu terörle bağlarını tarihi olarak, geri dönülmeyecek boyutta mesafe koyarlar, ya da gelecekte her zaman terörün parçası olarak anılmaya mahkûm olurlar.
Sosyolojik olarak Türk devleti özenle Kürtlerle pkk’yı ayırmak için büyük çaba sarf etmiştir. Gündüz esnaf olanın gece askerle çatıştığını…

TEPKİSEL DEMOKRASİ

Ben dilerim ki adaletle konuşayım, dilim döndüğünce gördüğüm kadarıyla hakikati söyleyeyim çünkü yazı kalıcıdır; sizin ayak izlerinizi takip eder. Peşinizi bırakmaz, hele Müslüman bir kimse olarak adaletten saparsak geriye hiçbir şeyimiz kalmaz.
Çıkarlarımız için efendilere methiye dizmeyi biz de bilirdik, çünkü zaman insana bunu dayatıyor bir paye istiyorsanız övmeli, itaat etmeli, ne var ne yoksa ortaya sermeli ki sonunda kazançlı çıkasın, başarılı sayılasın, bunlar yoksa sizi nitelendirecek bir sıfatı bile size çok görebilirler.
Sonunda hepsi dönüp dönüp, ne kazandın, neyi başardın sorusunu sorup dururlar…işte ben de bu yazıda…şunu yapmayı tercih eder, düz yolda yürüyen herkesin arasına karışır, efendimize el sallar, şöyle yanında durup bir kare fotoğrafta görünmek için kaslarımı geliştirebilirdim…ama yapmadım…gerekli olanı bilirim, ama yapmam çünkü ben insani olanı tercih ederim, bağrından çıktığım Türk milletinin oğuzun töresini ruhumda taşırım. Doğrusu yine de iş bu yazıda siz efen…