Ana içeriğe atla

ETNİK SOSYOLOJİ

Sorunlarımızı adlandırma konusunda ürkek davranıyor, çekimser kalıyoruz. Oysa sorunu tanımlamak çözüme giden yolu da belirlemek anlamına geliyor.

Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Yükselmiş etnik bir milliyetçilik, kimlik siyaseti Türkiye’nin temel gündemini belirler hale gelmiştir. Etnikçiler sahip oldukları silahlı ve siyasi güçle Türkiye’yi bir kıskaca aldılar.

Etnik kimlik milliyetçiliği içerisinde olanlar bu durumları birer sorun olarak görmez.  Onlar için “gerilla” dedikleri birer gurur kaynağıdır. Her terör saldırısı onlar için bir kazanım, her saha kazanımı TC’ye karşı kazanılmış bir zafer olarak ilan edilir.

Türkiye’de temel bir söylem sürekli dile getirildi; eğer etnik kimliği tanırsanız, ona kültürel haklarını verirseniz terör ortadan kalkar diye; oysa bunun yanlış bir okuma olduğu şimdi ortaya çıkmış oldu.

Kültürel haklar bir etnik kimliği güçlendirmek ve ona saha açmak anlamından başka bir işe yaramadı. Öyle bir noktaya gelindi ki yetmedi; daha fazla şey istenmeye başlandı ve şimdi de büyük bir bağımsızlık kalkışması var.

Bu sorunları tanımlasaydık; etnik bir sosyolojinin varlığını tanısaydık; daha farklı çözümler üretilebilirdi.  Oysa “masum insanlar, mübarek din kardeşlerimizden” öte bir şey üretilmedi.

Yükselen etnik milliyetçilik din kardeşliği filan tanımadı; tanımıyor. Tanıdıkları tek şey var; nerede bir kendi etnik kökenlerinden biri varsa, orayı bir savunma hattına dönüştürdüler. Nerede olursa olsun, ister bu etnik kimlik Yahudi olsun, ister Ezidi, Yezidi bilmem ne olsun fark etmez. Mesele o kimliğin aynı etnik kökenden geliyor olmasıdır.

Bu tıpkı Hitler’in yüksek Alman ırkının geleceğini yüceltmek için gösterdiği çabanın faşist kafa yapısına benziyor.

Bununla nasıl mücadele edilir, savaştan başka seçenek var mıdır? Bunların cevabını gerçekten bilmek zordur.  Türkiye cumhuriyeti devletini tanımayan, ve devlettin bölgesinden çekilmesini isteyen bir anlayış vardır.

Türkiye bir imparatorluk değildir, Türkiye bir ulus devlettir, bu ulus devletin tek bir vatandaşlık tanımı vardır. Tek bir bayrağı vardır, tek bir milli marşı vardır. Bunun dışındaki her anlayış, her savunma, her ayrılıkçı harekete Türk devletine bir tehdittir. Türk milletinin varlığına tehdittir. Bugün gelinen noktada bu tehdit netleşmiş ve görünür hale gelmiştir.

Burada yapılması gereken, Türkiye’yi tanımayan insanları zorla vatandaş yapmanın anlamı yoktur, Türkiye’de bir Alman’ın, bir Rum’un, bir Yahudi’nin ne gibi siyasi, sosyal, ekonomik hakları varsa Türkiye Cumhuriyetini tanımayanların da o statüye alınması…Türkiye Cumhuriyeti devletiyle yaşamak isteyenlerin de anayasayla belirlenmiş herkes gibi eşit vatandaşlık tanımı içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.


GEÇEN YIL

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

KÜRDİSTAN NERESİDİR

Tarihsel olarak Kürtlerin varlığına ve nerede yaşadıklarına ilişkin son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yeterli kaynakların ve kayıtların olmaması içinden çıkılmaz bir tartışmayı da başlatmış görünmektedir.
Pkk ve onun taraftarlarına göre Kürtlerin kökeni ta Sümerlere kadar, bir kısım İslamcılara göre ise bunun bir önemi yok Kürtler erken dönem Müslümanlarından olan Kürdistan’da yaşayan bir millet… tabi millet demekten de geri durmuyorlar, bu millet tanımının tarihi ve sosyolojik dayanakları olmasa da yinede bir şeyler uydurmaktan geri durmuyorlar..
Kürtler kimdir sorusunu sosyolojik olarak cevaplamak oldukça zordur, ama Arap kaynaklarında El Ekrad diye bir topluluğun varlığına ilişkin kayıtlarda, Kürtlerin dağlarda yaşayan vahşi topluluklar olduğu, ya da isyan halinde olan bir topluluk olduğu, dr Bekir biçerin, Arap kaynaklarını tarayarak elde ettiği bilgilerden çıkarılmaktadır.
Kürdistan’ın varlığına ilişkin dr. Bekir biçerin taradığı kaynaklarda ise, bir coğrafya adı ol…