Ana içeriğe atla

PKK’YI KÜRTLER DURDURABİLİR

“Hiçbir siyasi gerekçe söylem bu terör karşısında takındığınız tavrı aklamaz.”       

Bu terör saldırılarının yeni bir boyutu olduğu açıktır. Bu saldırıların büyüklüğü, çapı ve etki alanları sandığımızdan daha tehlikeli bir şeyle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.

Bu saldırılar sonrası hiçbir şey olmamış gibi barış ve müzakere süreçlerinin başlaması imkânsız, çünkü bu hırpalayıcı, yaralayıcı saldırılar toplumsal öfkenin katlanmasına ve tahammül sınırları zorlamasına neden oluyor.

Bir kere kuşku düştü mü bir daha hiçbir şey eskisi olamaz. Elini sıktığınız adamların nasıl ihanet ettiğini görünce asla yeniden güven tesis edilemez.

Kürtler bu terör saldırılarında suçu devlete atarak kurtulamazlar; ya bu terörle bağlarını tarihi olarak, geri dönülmeyecek boyutta mesafe koyarlar, ya da gelecekte her zaman terörün parçası olarak anılmaya mahkûm olurlar.

Sosyolojik olarak Türk devleti özenle Kürtlerle pkk’yı ayırmak için büyük çaba sarf etmiştir. Gündüz esnaf olanın gece askerle çatıştığını bildiği halde yine de Kürtlerle pkk birdir noktasına gelmemiştir. Oysa Kürtlerin pkk’nın terör eylemleri karşısındaki ikircikli tutumları, sürekli arada imiş gibi görünmeleri devletin ve toplumun oyalandığı izlenimi vermektedir

Biz sosyologlar için sosyal gerçekleri sahici bir şekilde ifade etmek bir ödevdir. Sosyologlar olarak toplumsal yönelimleri tespit etmek, kitlelerin gelecekteki adımlarına ışık tutmak için çabalarız, esas olan şey büyük kitlelerin bakışıdır. Bu yüzden Kürtlerin teröre karşı gösterdikleri istisnai tutumlar sosyoloji açısından bir veri olmaz. Hele devletin politikalarını bu istisnai durumlar üzerine kurması tam bir felaket olur.

Münferit tepkiler ayrıdır, kitlesel destekler ayrı şeylerdir. Kürt tabanın hdp’ye yönelmesi ve pkk’nın eylemlerine karşı bir tepki koymaması yeterince kuşku uyandırıyor. Buna karşılık da en makul Kürtler bile “ama devlet şunu yaptı, bunu yapmasa” gibi argümanlarla pkk’nın başlattığı bir çatışmaya karşılık veren askeri ve polisi yani devleti suçlaması onları bu süreçten kurtarmaz.

Sürekli pkk tehdidinden bahsedenler, sokaklardaki mahalle baskılarından söz etmiyor, Kitlelerin nasıl pkk’nın yalanlarına sarıldığını, onlara inandığını ifade etmiyor. Batıya doğru geldikçe yüzler değişiyor, daha gülümseyen bir sıfatla  “pkk tarafından kandırılmış masum Kürtler, ya da pkk tarafından korkutulmuş masum Kürtler” propagandası yayıldıkça yayılıyor.

Oysa bütün bu söylemler, propaganda şekilleri sizi acımasız terör karşısında takındığınız tavrı asla haklı çıkarmaz, hele gözlerinizin önünde gerçekleşen bombalı saldırılara sessizliğiniz, şehrin içinde kazılan hendeklere sessizliğiniz çok şey ifade ediyor.


Bombacıyı görüyorsunuz, bombanın konulduğu yeri görüyorsunuz, her şey gözlerinizin önünde oluyor ve bombaya doğru gelen askeri de görüyorsunuz ve sonra da hep birlikte Mehmetçiğin parçalanmasını izliyorsunuz…!

GEÇEN YIL

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

Bazı Sosyolojik Tespitler

Parti, Erdoğan ve cemaat ilişkisi üzerine:
Erdoğan otoriter değil, karizmatik. Herkes eskiden öyle bir liderimiz olsun ki, vursun yumruğunu masaya, kendini tüm dünyaya dinletsin diye söylenirdi. Şimdi öyle bir lider var; ama fazla otoriter bulunuyor, benim açımdan bu otoriterlik değil, Erdoğan’ın karizmatik gücü ve etkisinden kaynaklanmaktadır.
Demokratik liderlik mi yoksa karizmatik liderlik mi? İşte mesele. Eski siyasetçilerimiz biraz incelense, büyük oranda vazife adamı, devletin ve dünyanın kendilerine verilen görevleri yapan, durumu idare eden tiplemelerdi. Tabi eskilerden Erbakan hocayı ayırmak lazım, kaç tane lider vardır ki, kendini bir “adil düzen” hayaline adayan, ömrü boyunca bunu anlatan ve sonunda da toplumu ikna ederek oy alan.
Türkiye ilk defa cumhuriyet tarihinde karizmatik bir liderle tanıştı. Gücünü ve etkisini kendinden alan ve bunu topluma aktaran bir liderlik türüdür. Erdoğan’a olan nefretin ve sevginin aynı oranda aşırılıklar içermesinin özünde bu yatmaktadır.
Cem…

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…