Ana içeriğe atla

TEPKİSEL DEMOKRASİ

Ben dilerim ki adaletle konuşayım, dilim döndüğünce gördüğüm kadarıyla hakikati söyleyeyim çünkü yazı kalıcıdır; sizin ayak izlerinizi takip eder. Peşinizi bırakmaz, hele Müslüman bir kimse olarak adaletten saparsak geriye hiçbir şeyimiz kalmaz.

Çıkarlarımız için efendilere methiye dizmeyi biz de bilirdik, çünkü zaman insana bunu dayatıyor bir paye istiyorsanız övmeli, itaat etmeli, ne var ne yoksa ortaya sermeli ki sonunda kazançlı çıkasın, başarılı sayılasın, bunlar yoksa sizi nitelendirecek bir sıfatı bile size çok görebilirler.

Sonunda hepsi dönüp dönüp, ne kazandın, neyi başardın sorusunu sorup dururlar…işte ben de bu yazıda…şunu yapmayı tercih eder, düz yolda yürüyen herkesin arasına karışır, efendimize el sallar, şöyle yanında durup bir kare fotoğrafta görünmek için kaslarımı geliştirebilirdim…ama yapmadım…gerekli olanı bilirim, ama yapmam çünkü ben insani olanı tercih ederim, bağrından çıktığım Türk milletinin oğuzun töresini ruhumda taşırım.
                                                
Doğrusu yine de iş bu yazıda siz efendimize harika methiyeler dizmeyi ben de bilirdim; kıymetli politikalarınızı alkışlar; üç beş kuruş ben de akçelenirdim.  Öyle methiyeler dizerdim ki; siz ki efendim sözünüz bir incidir; fermanınız yedi cihana geçer, kim size laf ede tiz linç edile buyruğunda bile bulunabilirdim. Zinhar abdestsiz kimseler sizün o kıymetli ismi celilinizi ağuza almaya, alan olursa da bilmem kaç değnek sopayla falakaya yatırıla hükmünü verirdim. Ki o vakit bir paye de bize düşer; urbamız altın yaldızlı olurdu, kaftanımız Bağdat’tan gelirdi; yıkılan Şam’dan şeker bile ısmarladık.

Değme beğlik yerlere hane kondurur, etrafını da çitlerle çevirir, hiçbir yoksulu da kapımızın önünden geçirmezdik. Arada aman efendim canım efendim…siz ne güzel buyurdunuz der; ondan sonra bekler idik ki, gelsin akçeler, gelsin külçe külçe altınlar…şöyle hanımların baktığında gıpta edeceği saatler takar, altımıza lüküs otomobiller meişinler çekerdik. Bizim neyimiz eksik, lisan desen bilürük, eski yazı desen alası bizde; bizde satacak malzeme çok, hele öyle bir maşallahlar, inşallahlar çekeriz ki, millet bize inanır o vakit aman ne güzel ahlaklı ne güzel dindar bir kimse deyüb bize oy verir, makamları önümüze serer, altımıza ceylan derisi koltuklar bahşederdi.

Biz çok şeyi biliriz de ama mayamız temiz, ne etsek bizden bu soytarı çıkmaz; ne etsek de yolumuz düzdür; hemen yola sokuluruz, zamana bırakacağımız bir yazıda vicdanımız bize hakikati söylemeyi emreder, çünkü bizi haklı çıkaracak olan tek şey zamandır.


“Cumhuriyetten nefret ediyoruz o halde yıkalım.”

Geçmişten nefret ediyoruz, hele Mustafa Kemal dedin mi tüylerimiz diken diken, gözlerimiz ateş saçıyor, o halde ne varsa yıkalım da yenisini yapalım,  hadi geçelim hep beraber demokrasiye, yap bir yasa alsana hürriyet, yap bir yasa al sana demokrasi, yap bir yasa al sana özerk vilayetler, yap bir yasa al sana etnik kanton, yap bir yasa …!

Sosyolojik okuması olmayan, toplumsal dinamiklerden uzak, tepkiye dayalı demokrasinin geldiği nokta tam bir trajediye dönüşmüş durumda. Bu durum analar ağlamasın diye çıkılan yolda Türk milletinin anasını hale getirdi. Sosyoloji yoksa yaptığın her yasa, uyguladığın her sistem bu cemiyetin temelini mayınlamaktır.

Etnik bir taraf kendini tahkim ederken, diğer tarafı kimliksizleştirerek harika işler çıkardık, bugün bütün gündemi işgal eden “gart,gurt,agape” sesleri eşliğinde yaşadığımız “demoograasi çılgınlığı” akıllara zarar ziyandır.

Tarihin görmediği kadar iki yüzlülük yaşıyoruz. Elle tutulur bir tarafı yok. Analiz edilecek üzerine konuşulacak bir tarafı yok. Barış diyen adam elinde silah tutuyor, demooograaasi diyen kimse başkasının yaşam hakkını dahi tanımıyor. Bir de bu meymenetsiz zevat güruhu millete haysiyet şeref dersi veriyor… Azeri bir arkadaşın dediği gibi demek istiyorum A Hey, A Hey

Hep beraber oturup zalimlerin zulmünü izliyoruz. O hale gelmişiz ki birileri buna taraf oluyor, bilmem ne ideolojisi adına bilmem ne mezhebi adına bilmem ne etnik şeyi için… alkışlayın alkışlayın…. İnsanlığınızı unutarak her şeyi alkışlayın, size bundan başkası da yakışmaz zaten.






GEÇEN YIL

TIKANDI BABA HİKAYESİ

Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
"Tıkandı Baba, çay getir!.."
"Tıkandı Baba, kahve getir!.."
Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tı…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

KÜRDİSTAN NERESİDİR

Tarihsel olarak Kürtlerin varlığına ve nerede yaşadıklarına ilişkin son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yeterli kaynakların ve kayıtların olmaması içinden çıkılmaz bir tartışmayı da başlatmış görünmektedir.
Pkk ve onun taraftarlarına göre Kürtlerin kökeni ta Sümerlere kadar, bir kısım İslamcılara göre ise bunun bir önemi yok Kürtler erken dönem Müslümanlarından olan Kürdistan’da yaşayan bir millet… tabi millet demekten de geri durmuyorlar, bu millet tanımının tarihi ve sosyolojik dayanakları olmasa da yinede bir şeyler uydurmaktan geri durmuyorlar..
Kürtler kimdir sorusunu sosyolojik olarak cevaplamak oldukça zordur, ama Arap kaynaklarında El Ekrad diye bir topluluğun varlığına ilişkin kayıtlarda, Kürtlerin dağlarda yaşayan vahşi topluluklar olduğu, ya da isyan halinde olan bir topluluk olduğu, dr Bekir biçerin, Arap kaynaklarını tarayarak elde ettiği bilgilerden çıkarılmaktadır.
Kürdistan’ın varlığına ilişkin dr. Bekir biçerin taradığı kaynaklarda ise, bir coğrafya adı ol…