Ana içeriğe atla

TÜRKLER DAĞILMAYIN BİRLEŞİN

“Türk, Oğuz Beyleri Kavmi işitin yukarıda gök basmasa, aşağıda yer delinmese Türk Milleti ülkeni töreni kim bozabilir ?*”

Tarihin yeni bir aşamaya geldiği gün gibi aşikârdır. Coğrafyamız yeni doğumlara ve dönüşümlere gebedir. Bu değişim ve dönüşüme karşı bir millet olarak durmak bize yeni zaferler yeni ufuklar açacaktır.  Bu dönüşümleri anlayamazsak ve aleyhimize olan değişimlere karşı duramazsak tarih bizi de acımasızca parçalayacaktır.

Zümrelere ayrılmak, cemaatlere ayrılmak başımıza gelen en büyük trajedidir. Oysa tarih bize, Türk milletine göstermiştir ki ne vakit birlik olunmuş ise o vakit güçlü devletler kurulmuş, kıtalar arasında zaferler getirmiştir.

Şimdi bir eşik var önümüzde ya siyasi hesaplarla, ideolojik karanlıklarda birbirimize düşüp karşımızdaki düşmanların zafer kazanmasını izleyeceğiz ya da bir olacağız, Türk milleti olarak varlığımızı kast edenlere karşı cevabımızı tek yumruk olarak göstereceğiz.

Bizler zor süreçlerden geçiyoruz. Tarihi bağlarımız koparılmış, gelecek ufuklarımız umutlarımız koparılmıştır. Bizi önce geçmişten kopardılar, geleneğimizden kopardılar, şimdide geleceğimizi çalmak istiyorlar.

Türk milletinin ayağa kalkmasını istemiyorlar, çünkü biz ayağa kalkarsak Halep ayağa kalkar, biz ayağa kalkarsak Bosna ayağa kalkar, biz ayağa kalkarsak Kerkük ayağa kalkar.

Yeniden tarih sahnesine çıkmayı başarmalıyız, bunu daha çok çalışarak, daha çok kendimize dönerek yapabiliriz. Bunu “ey türk titre ve kendine dön” şiarınca yapmalıyız. Nerede bir ayrılık gayrılık varsa o bertaraf edilmelidir.

Hepimiz farklı mezheplerden olabiliriz, farklı partilere oy veriyor olabiliriz. Ama bu bizim bir millet olduğumuz gerçeğinin önüne geçmemeli, eğer bunlar bizi bir olmaktan alı koyarsa o zaman bizim için büyük bir buhran başlar.

Milletlerin tarihi yolculuğu içerisinde çok fazla şeye maruz kalıyor, içerden ve dışarıdan tazyiklere, içerden ve dışarıdan ihanetlere maruz kalıyor. Bugünde gördüğümüz şey Türk milletine karşı ne kadar gayri milli unsur varsa Türk milletinin varlığına kast etmiş görünüyor.

Türk milleti artık teyakkuza geçmeli; geleceğin inşasında top yekun omuz omuza vererek bölgenin ve coğrafyanın sahipleri olduğumuzu göstermenin zamanı gelmiştir.



* Orkun, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, Devlet Matbaası,  İstanbul 1936 

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan’a, üzülmeHüzünler kulübesi döner bir gülistana, üzülme  Gamlı gönül, düzelir halin, karamsar olma
Şu divane başım kavuşur yine huzura, üzülme

Ömür baharı dönse yine çimenlik tahtına
Güzel öten kuşum, çelenk koyarsın başına, üzülme.

Felek dönmediyse iki gün muradımızca
Devran böyle sürmez ya hep; üzülme

Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını
Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme

Gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli
Nuh’tur kaptanın; dert etme tufanı, üzülme.

Çölde yürüyeceksen Kâbe’ye varma şevkiyle
Deve dikenleri yaksa da canını, üzülme.

Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak
Sonu gelmeyecek bir yol yoktur; üzülme.

Canandan ayrılık, rakibimin sıkıştırması; halim bu
Biliyor hepsini halden hale sokan Tanrı; üzülme.

Hafızım, fakirlik köşesinde, kara gecelerin halvetinde
Virdin dua ile Kur’ân dersiyse, üzülme
ŞİRAZLI HAFIZ

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı