Ana içeriğe atla

MAKUL SEÇENEK AK PARTİ

Ak partiye hep inandık ve inanmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi uzunca yönetmiş bir parti seçmek için ya da seçmemek için yeterince veri oluşturmaktadır. Hatalarıyla, doğrularıyla Türkiye’nin geldiği nokta gayet açıktır. Bizim açımızdan ise Türkiye’nin geleceği açısından en makul olan partinin Ak Parti olduğunu ifade etmek zorundayız.

Biz doksanlarda gençtik, o zamanları yaşadık. Ekonomik krizler, yoksulluklar, sosyal buhranlar hepsini gördük. Bu açıdan geçmişle ak parti iktidarları dönemini kıyaslayınca ak parti iyi bir seçim gibi görünüyor.

Kişisel olarak siyasal bir tercihte bulunuyoruz. Doğruluğunu, yanlışlığını zaman gösterir. Siyasi tercih suç değildir, bir partiyi seçiyor olmak kimseyi ne mükemmel yapar, ne de başka bir şey yapar.

Türk siyasetinde abuk sabuk böyle algılar var, bazı seçmen kesimleri kendi tercihlerini en akıllıca olan diye dayatma eğilimi gösteriyor. Oysa bu bir aldatmaca. Türkiye de muhalefet ak partinin yanında nal toplar. Liderlerinin hiçbir özel vasfı yok. Söylemlerinde hiçbir ufuk vizyon yok. Ama ne hikmetse onlar hiçbir sorumluluk almadıkları için bol keseden atıp tutuyorlar. Tek yetenekleri de Erdoğan karşıtlığı ve ak partiye dönük saldırma şekilleridir.

 Terörün Hdp diye bir partisi var.
Hdp diye bir parti var bu ülkede, demokratik bir rezalettir. Teröristlerin kurduğu bir parti barış diyor, demokrasi filan diyor. Gerçekten demokrasinin bu kadar akıl dışı kullanılması ve ona oy verenlerin barış yanlısı olması tam bir akıl tutulmasıdır.  Oysa meselenin basit bir nedeni var, etnik ve mezhepsel Türkiye düşmanlığıdır. Çünkü Türkiye’ye hakimmiş gibi görünen Sünni Türk unsuruna karşı duydukları nefret ve öfkedir.

Sosyolojik olarak şunu ifade edeyim, biz sandığınız gibi sizden nefret etmiyoruz. Size karşı herhangi bir gayrılık gözetmiyoruz. Ama biliyorum ki sizlerin içinizde barındırdığınız nefret bu ülkeye ihanet edecek kadar büyük. Düşmanı kendi içinizde arayın. Kalplerinizde arayın. İçinizde büyüttüğünüz bu nefrette arayın.

Bahçelinin partisine dönüşen Mhp!
Bahçeli Türk Milliyetçiliğini marjinalleştirip, merkezin dışında tutuyor, aynı zamanda Türk Milliyetçilerinin iktidarın bir parçası olmasının önüne geçiyor. Bunu gerçekten anlamak çok zor. ..niçin ne adına…niye… diye sormaktan insan kendini alamıyor.

Türk siyaseti açısından hiçbir şey vaat etmiyor, Tuğrul Türkeş Bey’in de ayrılmasıyla, partinin Türkiye’nin geleceğine dönük varlığının bir anlamının olmadığını göstermektedir

Kürtçü ve mezhepçi kadrolarla yönetilen Chp!
Chp’nin başındaki şahısların Hdp zihniyetiyle pek farkları yok, bu da ayrı bir trajedidir. M. Kemal’in partisinin başındaki şahıslar, Mustafa Kemal idealinden ve misyonundan uzak insanlardır. Bütün bunlar bir kenara, bu eşhas aynı zamanda Türkiye’nin milliliğine, birliğine de karşılar, ama Chp’nin laik ulusalcıları hala bu insanlara oy vermeye devam ediyorlar. İşte buna şaşırmıyorum desem yalan olur.


Bütün bunlar düşünüldüğünde, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak en makul seçenek ak parti olarak görülüyor ki Ahmet Hoca da çok çalışkan bir lider görüntüsü veriyor. Erdoğan’ın liderliği de zaten Türkiye’nin geleceği için şimdilik bir sigortadır.

GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan’a, üzülmeHüzünler kulübesi döner bir gülistana, üzülme  Gamlı gönül, düzelir halin, karamsar olma
Şu divane başım kavuşur yine huzura, üzülme

Ömür baharı dönse yine çimenlik tahtına
Güzel öten kuşum, çelenk koyarsın başına, üzülme.

Felek dönmediyse iki gün muradımızca
Devran böyle sürmez ya hep; üzülme

Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını
Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme

Gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli
Nuh’tur kaptanın; dert etme tufanı, üzülme.

Çölde yürüyeceksen Kâbe’ye varma şevkiyle
Deve dikenleri yaksa da canını, üzülme.

Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak
Sonu gelmeyecek bir yol yoktur; üzülme.

Canandan ayrılık, rakibimin sıkıştırması; halim bu
Biliyor hepsini halden hale sokan Tanrı; üzülme.

Hafızım, fakirlik köşesinde, kara gecelerin halvetinde
Virdin dua ile Kur’ân dersiyse, üzülme
ŞİRAZLI HAFIZ

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı