Ana içeriğe atla

KPSS’Yİ KALDIRIN

“…hakikat olanla yalanı, zararlı olanla faydalı olanı zaman mutlaka ortaya çıkartacaktır. Hakikati söylemeyi tercih edenler daima haklı çıkarlar.”

Türkiye’nin uzun seçim süreçleri nihayet bitti. Artık işimize bakma zamanı. Sorunlarımızı ve geleceğimizi konuşma zamanı…!  Oylanma, nutuk dinleme, bahanelere sığınma zamanı geçti. Biz sonuç almak istiyoruz. Partiden ve iktidardan beklentimiz budur.

Eğitim meselesi büyük bir sorun olarak ortada duruyorken, buna benzer temel sorunlarımız siyasi hesaplaşmalar yüzünden hiç konuşulmadı. Türkiye ciddi badireler içerisinden geçti, geçiyor. Geçmeye de devam edecek. Biz bütün bu badireleri aşmak istiyorsak sorunlarımıza eğilmek zorundayız.

Bu ülkede Kpss diye bir kepazelik var, üniversite bitirmiş bir milyona aşkın insan ellerinde test kitaplarıyla Kpss dershanelerini doldurmuş durumda. Hani dershaneleri kaldırıyordunuz! Böyle bir şey olabilir mi?

Yüksek okullardan mezun olmuş, sözde yüksek öğretimden geçmiş bu gençler geleceği üretmek ve inşa etmek yerine Kpss diye bir sınava hazırlanıyorlar.

Üç beş bin kişi devlet kadrosu alacak diye bir milyona aşkın insanı aynı sınavla oylamak, bu millete ve geleceğine yapılmış büyük bir kötülüktür. Hem de nasıl bir kötülüktür. Düşünün edebiyat bitirmiş bir genç, elinde matematikte dört işlem kitabı geceli gündüzlü bununla uğraşıyor. Böyle bir şey akıl alır gibi değil.

Hani o edebiyatçının sözde yüksek eğitimli edebiyatçının, nerede irfanı sözü sohbeti! Hani nerede hikmet peşinde koşan o gençler… doğrusu siz ne yapıyorsunuz. Bunca sene iktidardaydınız ve şimdide oylarımızla iktidar oldunuz. Peki bu milletin çocuklarına gençlerine yazık değil mi?

Üstelikte bu Kpss denen bu sınavın nelere mal olduğunu bilmiyorsunuz. Sosyolojik etkilerini analiz etmiyorsunuz. Çalındığında nelere neden olduğunu bildiğiniz halde üzerine eğilmiyorsunuz. Oysa bir sınavın, bir yasanın, bir kuralın topluma ne gibi etkilerinin olduğunu, sosyolojik etkilerinin en olduğunu analiz etmek zorundayız.

Bu düşüncelerime karşı çıkacak çok kimse vardır. Dokunmayın onların test kitaplarına, dokunmayın Kpss’lerine… abisi onlar memur olacak; para kazanacak, devletin gücüne sığınıp keyiflerine bakacaklar

Hele bir de Kpss kaldırılırsa torpilli alımlar olur diyenler var ki “bunu diyen de muhtemelen, torpili olan kimsedir, öyledir öyledir” bunlar peşinen devletin 657 memur kanuna tabi olup, yan gel yat zihniyetinde olan tiplerdir.

Oysa benim derdim milletin geleceğidir, üç beş bin kişi memur olup rahat edecek diye bir milletin geleceğinin çalınmasına gözlerimi kapatamam. Kendimce doğru bildiğim şeyi savunurum ki zaman bizi doğrulayacaktır. Çünkü hakikat olanla yalanı, zararlı olanla faydalı olanı zaman mutlaka ortaya çıkartacaktır. Hakikati söylemeyi tercih edenler daima haklı çıkarlar.


GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

ÜZÜLME

Kaybolan Yusuf döner gelir Kenan’a, üzülmeHüzünler kulübesi döner bir gülistana, üzülme  Gamlı gönül, düzelir halin, karamsar olma
Şu divane başım kavuşur yine huzura, üzülme

Ömür baharı dönse yine çimenlik tahtına
Güzel öten kuşum, çelenk koyarsın başına, üzülme.

Felek dönmediyse iki gün muradımızca
Devran böyle sürmez ya hep; üzülme

Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını
Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme

Gönlüm, varlığımın temelini götürse de yokluk seli
Nuh’tur kaptanın; dert etme tufanı, üzülme.

Çölde yürüyeceksen Kâbe’ye varma şevkiyle
Deve dikenleri yaksa da canını, üzülme.

Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak
Sonu gelmeyecek bir yol yoktur; üzülme.

Canandan ayrılık, rakibimin sıkıştırması; halim bu
Biliyor hepsini halden hale sokan Tanrı; üzülme.

Hafızım, fakirlik köşesinde, kara gecelerin halvetinde
Virdin dua ile Kur’ân dersiyse, üzülme
ŞİRAZLI HAFIZ

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı