Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

KÖKSÜZLÜK VE TARİHSİZLİK

Toplumsal hafızamıza, bütün medeniyet birikimimizin üzerine harf devrimiyle kilit vurulmuştur. Ülkenin Latin harflerine geçmesiyle birlikte okuryazar olmayan Anadolu insanı için pek bir şey fark etmiyor gibi görünse de, temel de yeni eğitim sisteminden geçen o insanların çocukları için köksüzlük, batı taklitçiliği, özentilik başlamıştır.
Cumhuriyetin batıya istinaden oturtmaya çalıştığı eğitim anlayışı, müfredat nihayetinde yeni bir sosyolojik tip yaratmıştır. Tarihinden kopuktur bu tip, kendine yabancıdır. Geçmişine kör ve sağır kalmıştır
Şuan yaşadığımız, gençliğimizin hali, İngilizce şarkıları ezberleyip de büyük bir iştiyakla söylemeye çalışan papağana benzer, kendine yabancı, kendi dilinden nefret eden, kendi yaşantısından kaçan bir serseriye benzemektedir.
Anlamsız kalan, köksüzmüş gibi, ya da ağaç kovundan çıkmış gibi davranan öz itibariyle bu toprakların yerlisi olan bu insanlar, başka bir dünyaya aitmiş gibi, bir Amerikalı, İngiliz gibi davranmaya çabalamaları tam da sosyolojik …

KÜRDİSTAN NERESİDİR

Tarihsel olarak Kürtlerin varlığına ve nerede yaşadıklarına ilişkin son yıllarda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yeterli kaynakların ve kayıtların olmaması içinden çıkılmaz bir tartışmayı da başlatmış görünmektedir.
Pkk ve onun taraftarlarına göre Kürtlerin kökeni ta Sümerlere kadar, bir kısım İslamcılara göre ise bunun bir önemi yok Kürtler erken dönem Müslümanlarından olan Kürdistan’da yaşayan bir millet… tabi millet demekten de geri durmuyorlar, bu millet tanımının tarihi ve sosyolojik dayanakları olmasa da yinede bir şeyler uydurmaktan geri durmuyorlar..
Kürtler kimdir sorusunu sosyolojik olarak cevaplamak oldukça zordur, ama Arap kaynaklarında El Ekrad diye bir topluluğun varlığına ilişkin kayıtlarda, Kürtlerin dağlarda yaşayan vahşi topluluklar olduğu, ya da isyan halinde olan bir topluluk olduğu, dr Bekir biçerin, Arap kaynaklarını tarayarak elde ettiği bilgilerden çıkarılmaktadır.
Kürdistan’ın varlığına ilişkin dr. Bekir biçerin taradığı kaynaklarda ise, bir coğrafya adı ol…

Kayıp Gelecek

Türkiye’deki akademi ve ilim literatürü, çalışmaları batı kaynaklı olduğu için oradaki bilgi birikimini çevrilmiş ve Türk gençlerine aktarılmıştır. Türkiye’de birçok ilmi faaliyet bu şekilde gerçekleşmiştir. Çünkü yeterli bilgi ve sermaye birikiminden yoksun kalan Türk milleti ve onun aydını kısa yoldan böylece malumat sahibi olmuştur.
Bu gün hala aynı kısır döngü devam etmektedir, üniversiteler papağan gibi Marksist bir dille batının ürettiklerini tekrar etmekten başka bir şey yapmamaktadırlar.  Bu Türk milletinin gençlerini zehirlemekten öteye geçmiyor, onlara ne bir ulus bilinci veriyor ne de başka bir şey veriyor.
Bunun somut sonuçlarını Türk ve Kürt solunun hala bu topraklarının geleneği ile barışmayan, cami yakan, kültür merkezi yakan zihniyetinde görmekteyiz. bunu odtü’deki mescitte namaz kılanlara karşı “işidçi” bunlar savunmasıyla ortaya koydukları argümanlar ve saldırılarda görebiliriz.
Batı kültürüyle zehirlenmiş bu kuşaklar şimdi oldukça seküler, oldukça pragmatist ve haylice…