Ana içeriğe atla

KÖKSÜZLÜK VE TARİHSİZLİK

Toplumsal hafızamıza, bütün medeniyet birikimimizin üzerine harf devrimiyle kilit vurulmuştur. Ülkenin Latin harflerine geçmesiyle birlikte okuryazar olmayan Anadolu insanı için pek bir şey fark etmiyor gibi görünse de, temel de yeni eğitim sisteminden geçen o insanların çocukları için köksüzlük, batı taklitçiliği, özentilik başlamıştır.

Cumhuriyetin batıya istinaden oturtmaya çalıştığı eğitim anlayışı, müfredat nihayetinde yeni bir sosyolojik tip yaratmıştır. Tarihinden kopuktur bu tip, kendine yabancıdır. Geçmişine kör ve sağır kalmıştır

Şuan yaşadığımız, gençliğimizin hali, İngilizce şarkıları ezberleyip de büyük bir iştiyakla söylemeye çalışan papağana benzer, kendine yabancı, kendi dilinden nefret eden, kendi yaşantısından kaçan bir serseriye benzemektedir.

Anlamsız kalan, köksüzmüş gibi, ya da ağaç kovundan çıkmış gibi davranan öz itibariyle bu toprakların yerlisi olan bu insanlar, başka bir dünyaya aitmiş gibi, bir Amerikalı, İngiliz gibi davranmaya çabalamaları tam da sosyolojik olarak yaratık bir millete dönüştüğümüze işaret eder.

Siyaseten gelinen nokta ise tarihimizin kilidini açacak fırsatları toplum önüne konulduğu halde, hala büyük bir dirençle, biz Arabi harfleri öğrenerek ne kazanacağız diye soran bir ebleh güruhu vardır.

Temel bir inanç sistemi doğdu, kazanç…bu kazanç dünyanın sunduğu olanakları kazanma içeriğinden başka bir şey değil, daha çok para kazanmak, daha çok tüketmek, üstüne başına bir yerlerine sertifika, diploma sıvamaktan öteye gidemiyor.

Diploma fetişizm diye bir şeyin doğduğuna işaret etmekte yerinde olur. Hayata, geleceğe ve geçmişe dair herhangi bir tasavvuru olmasa da temelde insan varlığına dair hiçbir vasıf taşımamasına rağmen, mutlu yaşantısını daha çok tüketerek inşa etme peşinde koşmaktadır.

Bu köksüzlüğe ve tarihsizliğe karşı ne yapılabilir sorusu pek sorulmasa da, ya da bu soruyu kimseyi ilgilendirmese de biz sormak durumundayız. Herkesin gittiği yola isyan eden elbette arada bazı “cins kafalar” çıkmalıdır.

Herkes dalkavukluk ederek bir yerlere gelme peşinde koşabilir, büyük makamlar peşinde koşabilir, kendi üzerine etiketler sıvaya bilir. Bunlardan çok var zaten…etrafınıza baksanız bunların ne çok olduğunu görürsünüz.

Bu tipler sizi şaşırtmaz da, çünkü nihayetinde benim egom da bunu istiyor diye düşünebilirsiniz. Oysa bazılarımız çıkmalı ve demeli ki; biz dalkavukça makam peşinde koşan o murdar heriflerden değiliz.

Tarihimizi ve medeniyetimizi okuyan, bunlara geleceğe taşıyan bunun içinde hiçbir paye istemeyen, tek derdi hakikat olan kimselerizdir. Hakikat uğruna çok çile çeksek de, tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolsak da buradayız demelidir.



GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı