Ana içeriğe atla

Geçmişin Gölgesi


Zemheri ayında kandil ışığında duvara yansıyan dev gölgeler. Babamın o cesur gölgesi, annemin titrek, ürkek gölgesi ruhumun derinlerine yansıyan masal kahramanlarına benzer, kahramanlar yalnız her gece, orada duvarda, bütün coğrafyanın, bin yıllarını, yorgunluklarını ve yoksulluklarını taşırlar.

Orada bir yerde duran ben, ben en kadim hikayelerle örülü geçmişle örülü, anneyle örülü ve annenin uzayıp giden masallarıyla örülü. Orada duran, hiç büyümeyen bir çocuk, hep annesini özleyen, hep geçmişi özleyen bir çocuk, bir erkek koşarak kendinden uzaklaşıyor, kocaman kocaman dünyalara atılıyor.

İnsanın hatıraları ölmez mi, hatıralar hiç unutulmaz mı? Hiç kaybolmaz mı içinde ki çocuk?   çocuk imgelerin peşinde, benzetmelerin peşinde, gerçekten çok uzakta, orada erik ağaçlarının altında…dizeler, dizeler güzel söyleyişler kaybolup saklanmaların içinde. Bozkıra yaslanır, türküler okur, şiir okur, orada o okurdu, okumayı severdi. –okumak bir kader midir? Kim bilir.

 İçinden masal çıkan annenin dizinin dibinde,  duvarda ki gölgeler eşliğinde, korkular, heyecanlar yaşar. Kaçıp kaçıp kelimlerin gücünden kendine duvarlar örer. Kendine kelimelerden dünyalar kurar, olmayan, gerçek olmayan ve parası olamayan. Ama yoksulda olmayan dünyalar. Her gece imgeler çocuğun dimağında, küheylanlara binmiş cenk eder, kırk kürşatla yürür meydanlara, yedi uyuyanla asırlar geçirir. vesselam ve selametle çocuk.

Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...

toplu monolog:twitter

piagetin temel tespitleriden bir taneside budur toplu monolog, bebeklerin aralarında konuşuyor gibi yapıp sesler çıkarması ya da konuşmalarıdır. birbirlerinden bihaber konuşmanın diğer adı, dinlemeden anlamadan dikkat etmeden... herkes kendi sesini yüceltmenin peşinde, sanıyoruz anlaşıyoruz. gerçekte anlaşılmak mümkün görünmüyor böyle bir ortamda.