Ana içeriğe atla

Eski Kafalar Cumhuriyeti

Türkiye gelişiyor, büyüyor, etrafa doğru etki alanlarını genişletiyor. Türkiye ekti uyandırırken, İslam dünyası açısından merkez üssü olmaya doğru ilerlerken, bunu istemeyen zümrelerin yarattığı sosyal hareketliliklerde beraberinde geliyor.

Eski kafalar, bu gelişmeye karşı direnç gösteriyorlar, hem sarsılan iktidarlarının şaşkınlığı hem de inandıkları değer sisteminin yüce ve kutsal olmaktan çıkıyor olması eski kafalar açısından katlanır bir şey değildir.

Eski kafalar Türkiye’ye uzun zamandır her şekilde hâkimdi, batıcı, seküler, İslam’dan ve Anadolu’dan nefret eden bu kafalar, Osmanlının Fransız ve İngiliz mekteplerinin ürünü olarak peyda olmuşlardı.

Osmanlının savaşlarda köle alma arzusu zamanla Anadolu’nun başına bela olacak bir zümre ortaya çıkarmıştır. Bu zümre hala Türkiye’nin damarlarında yaşıyor.

Osmanlı sarayının etrafı bu vatansızlarla çevriliyken, her şeye hakim olmaları kaçınılmaz görünmektedir. Eğitim alan, dil bilen, okullarda okuyabilen hep o çevrelerinin insanlarıdır. Çünkü şurası bir hakikat ki bunlar ayrıcalıklı zümreler haline gelmiştir.

Sosyal meselelerimiz, iç karışıklarımızın neden bitmediği böylece daha anlaşılır hale gelebilir. Biz olanla, bizden olmayanlar arasında imparatorluk yıkıldıktan beri süren bir savaş var.

Eski kafa cumhuriyetle yerini sağlamlaştırmıştı, bütün imtiyazlarını belli zümrelerde toplamış, kulelerden zavallı Anadolu insanın karıncalar gibi etrafta küçük kırıntılarla yaşamlarını izliyorlardı. Rüşvetçi fesli sarıklı paşalar gitmişti ama yerine hiç tanımadıkları Frenk görünümlü yeni tip insanlar gelmişti.

İnsanımızın üzerine birde cumhuriyet binmişti, giyimine karışan, neye inanması gerektiğini vaaz eden, elinde ki inançları bile almaya ahdetmiş bir zümre karşısına dikilmişti. Anadolu sabır çekti, sabırla katlandı. Evlatlarını okuttu, o evlatlar ki dik durdular, gerisin geri dönmediler, ileriye gittiler.

O eski kafalarının karşısına bu evlatlarıyla Anadolu yeniden çıktı, sarsılan egemenliğini ve otoritesini yeniden tesis ediyor. Kaç yüz yıl ihmal edilmiş olduğunu unuttu ve tarih sahnesine yeniden çıkıyor.



Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

ANLAM

Düşüncenin ifade edilmesini, sanki roman yazmak gibi algılamak ya da şiir yazmak gibi algılamak alıklıktır. Çünkü felsefe evet estetiği içerir ama amaç estetik değil anlamdır.

toplu monolog:twitter

piagetin temel tespitleriden bir taneside budur toplu monolog, bebeklerin aralarında konuşuyor gibi yapıp sesler çıkarması ya da konuşmalarıdır. birbirlerinden bihaber konuşmanın diğer adı, dinlemeden anlamadan dikkat etmeden... herkes kendi sesini yüceltmenin peşinde, sanıyoruz anlaşıyoruz. gerçekte anlaşılmak mümkün görünmüyor böyle bir ortamda.