Ana içeriğe atla

TARİH NEYİ YAZACAK



Tellallar çıkarsak, meydan meydan bağırsalar, şehir şehir haykırsalar.
Bahar geldi dağlarımıza diye,ev ev dolaşıp anlatsalar, kalbimizin huzurunu, artık kimsenin başının öne eğilmeyeceğini, el ele nasıl bir dünya kuracağımızı.

Davul zurna çaldırsak, şehirlerin orta yerlerinde, mahalle aralarında
Karandeniz horona dursa, Ege zeybek oynasa, Sivas,Diyarbekir halaya dursa.
Bahar geldi dağlarımıza diye,

Cudiye,Yüksekovaya bahar geldi diye.kimse ölmeyecek diye, kardeş kanı
Bu topraklara akmayacak diye,ne kadar sevinsek, ne kadar kalbimiz
Neşeyle dolsa azdır. Az gelir. Bitmeyen sürgit devam devam eden
Kardeş kavgası nihayet sona eriyor.

İyimserim evet, çünkü umutluyum, genç çocuklar dağlarda,karanlıkta kardeş
kurşunlarına hedef olmayacaklar.kürt çocukları kafalarına bir bomba ne zaman düşer korkusuyla yaşamayacaklar.

Cudi dağı evi olacak kardeşlerin, sarılacaklar, kucaklaşacaklar.Güneşi fark edecekler, dağların, yaşamın güzelliğini fark edecekler.O bilge diyarbekirlinin söylediği gibi ”silahların namlularına gül takacaklar”

Anneler akrabalarına gönderir gibi gönderecek çocuklarını Şırnağa, Hakkariye,
“Kürt kardeşim çocuğum, evladım sana emanet diyecek”, Kürt kardeş,o yüce engin gönlüyle karşılayacak onu, Ankarada ne kadar emniyetteyse,Hakkaride de aynı emniyette olacak.

Bu barışı bu annelere veren Sayın Erdoğan ve Sayın arkadaşları. Sizler bu ülkenin gerçek azizleri olacaksınız, tarih sizi bu barışı ve huzuru getiren kahraman insanlar olarak yazacaktır. Bu millet, Kürtler, Türkler size minnettar kalacaktır, sonsuza kadar.


Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

küçük hikayeler

Gerçek çoğu zaman yalındır, karmaşanın içinde bütün hakikatler kaybolup gider. siyasal tartışmalar, taraflı algılar yaşamın pratiklerini ifade etmez. herkes zihninde ki dünyanın süvarisi, savunucusudur. yani herkese buyur ettiğin şey, kafanın içinde ki kendi doğrularından başka bir şey değildir, ama yaşamın hakikisi sokakta, etrafta akar gider. Kısa ve yalın yazılmış insan öyküleri. Dersanedeyim, bir genç geldi, yirmili yaşlarda. Uzun zaman olmuş liseyi bitireli. İnşaatlarda çalışmış  ama içinde hep bir okuma aşkı. Dinmemiş bu arzusu, üniversiteye gitmek istiyor. İnşaatta kazandığı para ile sobalı bir ev tutmuş kardeşiyle birlikte orada kalıyorlar. İki kardeş, iki umut, iki insan hikayesi. Bir gün evlerine misafir de oldum. Dersanede en gayretli öğrencilermizden biri oldu. Sıfırdan başlayıp epeyce yol aldı. Ve sonunda o azmi sayesinde Uludağ üniversitesi işletmeye girdi. Amerikada okuyan insanlar için bu hikaye bir anlam ifade etmeye bilir. Ama bu sivasımızın bir ev...

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...