İnsan okumalı bilmeli öğrenmeli ki gelişsin kendini
tanımlasın, anlayabilsin. İnsan bilinç sahibi olsun ki çevresini
anlayabilsin..eğer böyle değilse insan nasıl bir şeydir ki, tuhaf sesler çıkaran,
yarı vahşi bir yaratık olmaktan öteye gitmez ki, “insan akıl sahibidir” yüce
kitabımızda böyle buyrulur, insanın yücelmesi için akıl, hikmet ve okumak
gerekir, kemale ermesi içinde öyle ama biz bu bu gençliği ne yaptık….bilinç
yerine ne bıraktık…tuhaf geliyor ama cehalet sever bir toplumuz. Kültür sever
bir toplum değiliz. Kültürlü birini gördük mü “kulp takmakta” üstümüze yoktur. ama
imajı ve yalanı bol birini gördük mü de alkışlamakta başımızın üstüne çıkarmada
üstümüze yoktur.
Cehaletin kör karanlığında her türlü suç işlenebilir. İnsanın saklanabildiği tek yer işte o karanlığıdır, bu yüzden bütün toplumun damarlarında, kötülük akıyor, en iyi en dindar en bilmem nesin de bile kör karanlığında kötülükle yaşayan kimseleri var. Oysa karanlığın düşmanı aydınlıktır, yani bilgidir, bilinçtir. Bilinç isyandır, korkudur, ama kötülük demek değildir. İnsan en büyük kötülüğü iyilikle aramızda dolaşan melek yüzlü cahillerden görür. Çünkü kendisini yalnız onda görebilir, kendisini yalnız ona yöneltebilir, belki de herkesin işine böyle geliyordur. Bilmek, okumak ya da öğrenmek gibi şeyler neden gerekli olsun ki, ne ihtiyacını görür ki nasılsa kutsal saydığı hocaları çalışmadan zengin olur, kutsal saydığı bir takım kimseler toplumun en önde gidenidir. Okumadan, kültürlü olmadan ve zengin; kendiside öyle olmalıdır. Çocuğu da oğlu da kızı da öyle olmalıdır…çocuklarını böyle yetiştirir.
Yorumlar
Yorum Gönder