Ana içeriğe atla

ANLAM VE YAKARIŞ


“anlam için yakarış…”

Bana yıkılacak bir tabu göster yıkayım. Bana inanılacak bir söz getir inanayım. Yürünecek bir yol ver yürüyeyim. Nerede hayatın kaynağı gidip bulayım. Bana yerine getirilecek bir görev ver gidip yerine getireyim. Bana mutlu, güneşli güzel bir dünya göster mutlu olayım. Ama nerede o güneş, nerede o dünya ..yürünmesi gereken yol nerede rabbim.

Ne kaldı geriye, ne yıkılacak bir tabu var. Ne inanılacak bir söz. Ne sarılacak bir kucak. Her şey derin belirsizliğin içinde. Sözlerin, anlamların her şeyin ama her şeyin içi boş. Öyle çok çalışıldı ki içi boşalsın diye her şeyin kutlamak lazım bütün insanlığı….

O halde kim yalnız değildir kendi köşesinde, ruhu saracak anlamları bulamayan insan kör değil midir? Sözleri çarpıtılmış, içi boş cümleleri olan toplum cahil değil midir? Beklentisi bitmeyen insan, aç gözlülüğün peşinde kabaca her şeyini  burada tüketmez midir bütün iletişim yollarını. Nerede rabbim yürünecek yol. nerede bu zamanın dibi…daha mı çok kirlenecek her şey…nereye kadar kirlenecek dünya rabbim.

Yorumlar

GEÇEN YIL

CAHİLLER VE MUTLULAR

Cehaletin kör karanlığında her türlü suç işlenebilir. İnsanın saklanabildiği tek yer işte o karanlığıdır, bu yüzden bütün toplumun damarlarında, kötülük akıyor, en iyi en dindar en bilmem nesin de bile kör karanlığında kötülükle yaşayan kimseleri var. Oysa karanlığın düşmanı aydınlıktır, yani bilgidir, bilinçtir.  Bilinç isyandır, korkudur, ama kötülük demek değildir. İnsan en büyük kötülüğü iyilikle aramızda dolaşan melek yüzlü cahillerden görür. Çünkü kendisini yalnız onda görebilir, kendisini yalnız ona yöneltebilir, belki de herkesin işine böyle geliyordur. Bilmek, okumak ya da öğrenmek gibi şeyler neden gerekli olsun ki, ne ihtiyacını görür ki nasılsa kutsal saydığı hocaları çalışmadan zengin olur, kutsal saydığı bir takım kimseler toplumun en önde gidenidir. Okumadan, kültürlü olmadan ve zengin; kendiside öyle olmalıdır. Çocuğu da oğlu da kızı da öyle olmalıdır…çocuklarını böyle yetiştirir. 

ANLAM

Düşüncenin ifade edilmesini, sanki roman yazmak gibi algılamak ya da şiir yazmak gibi algılamak alıklıktır. Çünkü felsefe evet estetiği içerir ama amaç estetik değil anlamdır.

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.