Ana içeriğe atla

ANLAM VE YAKARIŞ


“anlam için yakarış…”

Bana yıkılacak bir tabu göster yıkayım. Bana inanılacak bir söz getir inanayım. Yürünecek bir yol ver yürüyeyim. Nerede hayatın kaynağı gidip bulayım. Bana yerine getirilecek bir görev ver gidip yerine getireyim. Bana mutlu, güneşli güzel bir dünya göster mutlu olayım. Ama nerede o güneş, nerede o dünya ..yürünmesi gereken yol nerede rabbim.

Ne kaldı geriye, ne yıkılacak bir tabu var. Ne inanılacak bir söz. Ne sarılacak bir kucak. Her şey derin belirsizliğin içinde. Sözlerin, anlamların her şeyin ama her şeyin içi boş. Öyle çok çalışıldı ki içi boşalsın diye her şeyin kutlamak lazım bütün insanlığı….

O halde kim yalnız değildir kendi köşesinde, ruhu saracak anlamları bulamayan insan kör değil midir? Sözleri çarpıtılmış, içi boş cümleleri olan toplum cahil değil midir? Beklentisi bitmeyen insan, aç gözlülüğün peşinde kabaca her şeyini  burada tüketmez midir bütün iletişim yollarını. Nerede rabbim yürünecek yol. nerede bu zamanın dibi…daha mı çok kirlenecek her şey…nereye kadar kirlenecek dünya rabbim.

Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

küçük hikayeler

Gerçek çoğu zaman yalındır, karmaşanın içinde bütün hakikatler kaybolup gider. siyasal tartışmalar, taraflı algılar yaşamın pratiklerini ifade etmez. herkes zihninde ki dünyanın süvarisi, savunucusudur. yani herkese buyur ettiğin şey, kafanın içinde ki kendi doğrularından başka bir şey değildir, ama yaşamın hakikisi sokakta, etrafta akar gider. Kısa ve yalın yazılmış insan öyküleri. Dersanedeyim, bir genç geldi, yirmili yaşlarda. Uzun zaman olmuş liseyi bitireli. İnşaatlarda çalışmış  ama içinde hep bir okuma aşkı. Dinmemiş bu arzusu, üniversiteye gitmek istiyor. İnşaatta kazandığı para ile sobalı bir ev tutmuş kardeşiyle birlikte orada kalıyorlar. İki kardeş, iki umut, iki insan hikayesi. Bir gün evlerine misafir de oldum. Dersanede en gayretli öğrencilermizden biri oldu. Sıfırdan başlayıp epeyce yol aldı. Ve sonunda o azmi sayesinde Uludağ üniversitesi işletmeye girdi. Amerikada okuyan insanlar için bu hikaye bir anlam ifade etmeye bilir. Ama bu sivasımızın bir ev...

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...