Ana içeriğe atla

OSMANLIDA KABA SABA TÜRK!!




“Yaklaşık bir milyon insanın yaşadığı bu kentte, kentin nüfusu daha 17.yüzyılda 700 bine ulaşmıştı,nüfusun sadece yarısı müslümandır. Osmanlılar,daha doğrusu tek ve biricik Osmanlı, imparatorluğa dönüşen beyliği, 1299 da kuran Türkmen Beyinin(Osman) soyundan gelen sultanın kendisi hala buradadır. Çevresi eşleriyle,Çerkes kölelerle,sudandan gelen harem ağlarıyla imparatorluğun Hıristiyan çocuklarının(yeniçeri yapılmak üzere devşirilmiş) ya da döneklerin soyundan gelen üst düzeydeki kişilerle (Macar soylular,Polonyalı bağımsızlıkçılar,rus devrimciler ya da sıradan kürek mahkumları) çevrilmiştir.

Ve sonra ötekiler: çiğer, işkembe satan Arnavutlar,Boşnaklar,Kürt Hamallar,Laz gemiciler,Kırım Tatarları ve de Ruslar tarafından Kafkasya’dan kovulan ve sultan tarafından gönül yüceliği içinde kabul edilen Çerkesler, Kapçuklar, Ubihler, Kumikler,Osetler,Çeçenler,Kabartaylar ve nihayet Türkler; Anadolu bozkırından , Karadeniz ormanlarından ve doğudan gelen, halk tiyatrolarında alay konusu olan Türkler…..

Bu kentte Türk, Osmanlı zarafetinin öteki ucunda yer alan kaba saba, yontulmamış, Anadolu Köylesini temsil eder. “

S.Yerasimos'un İSTANBUL (1914-1923) kitabından alıntıdır.

Yorumlar

GEÇEN YIL

CAHİLLER VE MUTLULAR

Cehaletin kör karanlığında her türlü suç işlenebilir. İnsanın saklanabildiği tek yer işte o karanlığıdır, bu yüzden bütün toplumun damarlarında, kötülük akıyor, en iyi en dindar en bilmem nesin de bile kör karanlığında kötülükle yaşayan kimseleri var. Oysa karanlığın düşmanı aydınlıktır, yani bilgidir, bilinçtir.  Bilinç isyandır, korkudur, ama kötülük demek değildir. İnsan en büyük kötülüğü iyilikle aramızda dolaşan melek yüzlü cahillerden görür. Çünkü kendisini yalnız onda görebilir, kendisini yalnız ona yöneltebilir, belki de herkesin işine böyle geliyordur. Bilmek, okumak ya da öğrenmek gibi şeyler neden gerekli olsun ki, ne ihtiyacını görür ki nasılsa kutsal saydığı hocaları çalışmadan zengin olur, kutsal saydığı bir takım kimseler toplumun en önde gidenidir. Okumadan, kültürlü olmadan ve zengin; kendiside öyle olmalıdır. Çocuğu da oğlu da kızı da öyle olmalıdır…çocuklarını böyle yetiştirir. 

ANLAM

Düşüncenin ifade edilmesini, sanki roman yazmak gibi algılamak ya da şiir yazmak gibi algılamak alıklıktır. Çünkü felsefe evet estetiği içerir ama amaç estetik değil anlamdır.

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.