Ana içeriğe atla

GAFİL TÜRKLER!


“….halbuki o zamana kadar milliyet fikirleri yalnız gayr-i Müslim unsurlara değil, Araplar,Arnavutlar gibi İslam unsurlarına da kuvvetle nüfüz etmişti; hristiyan Arnavutlar, suriyedeki Hıristiyan Araplar vasıtasıyle İslam Arnavutlara ve Araplara da geçmiş olan bu milliyet cereyanın henüz tesir edemediği bir tek unsur kalmıştı:Türkler! Zavallı Türkler, güya başka unsurları kuşkulandırmamak için kendilerini unutmaya, kendileri için çalışmaya razı oluyorlardı.osmanlı imparatorluğu dahilinde ki bütün uluslar birer, mustakil uzviyet halinde teşekkül ve tebellüre var kuvvetiyle çalışırlarken,Türkler imparatorluğu muhafaza için muhtelif emellere ve istikametlere malik, o muhtelif kuvvetler arasında bir çimento vazifesi görmekle uğraşıyorlardı. Osmanlı imparatorluğunun hayatını ancak bu suretle muhafaza edebileceklerini zanneden gafil Türkleri, türk olmayan unsurlar bu tehlikeli yolda yürümek için şiddetle teşvik ediyorlardı.

Güya Türkler türk olduklarını anlarlarsa, diğer unsurlarda milli fikre kapılacaklarmış ve Osmanlılar bundan ziyan görecekmiş! Halbuki o zamana kadar olan olmuş Türklerden ma’da bütün İslam ve Hıristiyan uluslarda milliyet cereyanı şiddetle inkişaf etmişti.lakin ne kadar yazık ki, eski “Osmanlılık” telakkisine inandıkları için bu nasihatlara aldanan gafil Türkler pek çoktu ve bunlar hala bu günde mevcuttur.”S.43-44

Fuad Köprülü, MAKALELER 

Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

küçük hikayeler

Gerçek çoğu zaman yalındır, karmaşanın içinde bütün hakikatler kaybolup gider. siyasal tartışmalar, taraflı algılar yaşamın pratiklerini ifade etmez. herkes zihninde ki dünyanın süvarisi, savunucusudur. yani herkese buyur ettiğin şey, kafanın içinde ki kendi doğrularından başka bir şey değildir, ama yaşamın hakikisi sokakta, etrafta akar gider. Kısa ve yalın yazılmış insan öyküleri. Dersanedeyim, bir genç geldi, yirmili yaşlarda. Uzun zaman olmuş liseyi bitireli. İnşaatlarda çalışmış  ama içinde hep bir okuma aşkı. Dinmemiş bu arzusu, üniversiteye gitmek istiyor. İnşaatta kazandığı para ile sobalı bir ev tutmuş kardeşiyle birlikte orada kalıyorlar. İki kardeş, iki umut, iki insan hikayesi. Bir gün evlerine misafir de oldum. Dersanede en gayretli öğrencilermizden biri oldu. Sıfırdan başlayıp epeyce yol aldı. Ve sonunda o azmi sayesinde Uludağ üniversitesi işletmeye girdi. Amerikada okuyan insanlar için bu hikaye bir anlam ifade etmeye bilir. Ama bu sivasımızın bir ev...

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...