Her günkü insan olarak varolan “ben” olarak bilmek istediğimi bilmek istiyorum….farkındayım ki burada ortaya koyduğum şey çok fazlaca temel ve öz arayışı üzerine kurulu, her günkü yaşam içinde varolan insan için yani sıradan insan için bir anlamı olup olmadığını bilemiyorum. burada yapmaya çalıştığım şey kendi varoluşuma dair birşeyleri sorgulamak, araştırmaktır.
Dünyada bulunmak yer kaplamakla ilgili olduğunu ileri sürebiliriz. Çünkü varolmak doğmuş olmayı, kütlesi, ağırlığı olan yani bir hacme sahip olan varolan olarak varlıktır. Bu açıdan bakıldığında dünyada bulunmak her açıdan her hangi bir şey gibidir. O zaman bütün şeylerin içinde bütün her şeyin varolması gibi vardır. Bu durumda önümüzde duran sorunsal buraya kadar normal görünüyor. Ama nasıl oluyorsa bu herhangi bir şey gibi varolan varlık kendi üzerine, çevresi üzerine diğer şeyler üzerine bir hâkimiyet sağlıyor. Onlar üzerine olabiliyor. Hem onları adlandırıyor, değiştiriyor, şekil veriyor hem de kendi olmaklığına anlam katabiliyor. Kendini çevreleyen dünyayı kategorize edip, anlamlı hale getiriyor. Bütün anlamı da yüklediği değerlerde sözcüklerce, kavramlarca dile getiriliyor. Dil biçimsel olarak aslında çevreleyen dünyanın seslendirilmesi anlamına gelmiyor mu ? peki bütün bu seslendirme aslında bilinçle ilgili değil midir? Sesi nasıl oluyor da anlamlı bütünler halinde ortaya çıkartıyor.
edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.
Yorumlar
Yorum Gönder