Ana içeriğe atla

Yeni Türkiyenin İnşası

Zaman yine kapıya yeni bir şeyler bıraktı. Kapımızda olan şey öyle karanlık görünüyor ki, ama ben bu karanlığın içinde doğudan yükselecek ışığı görüyorum. Geleceğin çağrısına kulak kabartıyorum.
Gelecekteki yeni Türkiye’yi görüyorum.

Zamanın ruhunu anlamak önemli, çağı anlamazsanız kaybedersiniz. Osmanlı kendi zamanını anlamadığı için tarihten silindi, Bizans İstanbul’u Fatih’e teslim ettiği vakitte bizansın içi geçmiş, ruhu kaybolmuş ve çürümüştü, çünkü zamanı kaçırmıştı.

Biz geleceğe bakıyoruz da mevcut Türkiye geleceğe taşınabilir mi işte orası büyük sorun! Gelenek olmadan gelecek inşa edemeyiz. Bu hakikati herkesin görmesi gerekiyor. Temelsiz ev olmaz, geçmişsiz, geleneksiz birey olmaz. Bu yüzden geleceğe yürümek için geleneği yeniden temel yapmak zorundayız.

Bu topraklarda olan zamanın bütün hışmına, şiddetine dayanmış, insan ilişkilerini, terbiyeyi, ahlakı, ruhu yeniden bireylere aşılamalıyız ki yeni Türkiye bir faraziye olmaktan çıksın, bir hakikat olsun.

Gelecek birkaç kişinin attığı nutuklarla kurulamaz, ancak keller körler birbirini ağırlar atasözünden öteye bir şey olmaz. Sen onu alkışla, taltif et, o seni altına boğsun anlayışıyla, yeni Türkiye inşa edilemez.

Çetin bir mücadeleye girmek zorundayız, tarihle, kendimizle hesaplaşarak. Gerçek bir yüzleşmeyi yaşamak zorundayız, çünkü o zaman sağlam temeller atmak için doğru yerden başlamış oluruz, aksi halde aynada kendini aslan gören kediden farkımız olmaz.

Algı insanın en büyük yeteneğidir, hem de en büyük düşmanıdır. Ya mış gibi algılarız, ya da gerçek sorunları tespit eder, bunları gidermek için çabalarız. Tabi bu süreçler, bir birikimle gerçekleşir, bilgiyle, öğrenmeyle gerçekleşir.

Tarih bize öğretti ki, ne kadar çok bölünürsek, o kadar zavallı bir duruma düşüyoruz. Ne kadar çok bir olursak o kadar büyük medeniyetler inşa ediyoruz. Bir olmak bir birini kandırarak, birbirinin altındaki halıyı çekmeye çalışarak olmaz. Özle, sözle, ruhla bir olmak! işte o zaman Endülüs’ten, Türkistan’a, Türkistan’dan Kürdistan’a, oradan Arabistan’a büyük bir ülküyü yaşatabilir, yeni bir medeniyet inşa edebiliriz.




Yorumlar

GEÇEN YIL

CAHİLLER VE MUTLULAR

Cehaletin kör karanlığında her türlü suç işlenebilir. İnsanın saklanabildiği tek yer işte o karanlığıdır, bu yüzden bütün toplumun damarlarında, kötülük akıyor, en iyi en dindar en bilmem nesin de bile kör karanlığında kötülükle yaşayan kimseleri var. Oysa karanlığın düşmanı aydınlıktır, yani bilgidir, bilinçtir.  Bilinç isyandır, korkudur, ama kötülük demek değildir. İnsan en büyük kötülüğü iyilikle aramızda dolaşan melek yüzlü cahillerden görür. Çünkü kendisini yalnız onda görebilir, kendisini yalnız ona yöneltebilir, belki de herkesin işine böyle geliyordur. Bilmek, okumak ya da öğrenmek gibi şeyler neden gerekli olsun ki, ne ihtiyacını görür ki nasılsa kutsal saydığı hocaları çalışmadan zengin olur, kutsal saydığı bir takım kimseler toplumun en önde gidenidir. Okumadan, kültürlü olmadan ve zengin; kendiside öyle olmalıdır. Çocuğu da oğlu da kızı da öyle olmalıdır…çocuklarını böyle yetiştirir. 

ANLAM

Düşüncenin ifade edilmesini, sanki roman yazmak gibi algılamak ya da şiir yazmak gibi algılamak alıklıktır. Çünkü felsefe evet estetiği içerir ama amaç estetik değil anlamdır.

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.