Ana içeriğe atla

BİR ÖZNEDEN ÖTEKİNE BAĞLANTI



“Çağın temel kavramlarından biri basitlik diğeri de eşitliktir* bu iki kavram bize her şeyin -niteliksel olan her şeyin yok edildiğini-ve bunun sonucunda ortaya çıkan anlamdan ve düşünmekten uzak yeni bir dilin olduğunu göstermektedir. Hiçbir anlam içermeyen seslerin ve sembollerin kablolar üzerinden bir özneden ötekine taşınmasıdır. “

Kablolar koparsa her şey mahvolabilir. Bağlantı koparsa boşlukta kalırız. Hiçbir yeteneğimiz gerçekleşmez. Her şey burada olup bitiyor. Seni var kılan, herhangi bir şeyden ayıran orada o bağlantıda olmandır. Orada olman için hiçbir özelliğe, hiçbir yeteneğe gerek yoktur, çünkü kabloları birbirine bağlanman yeterlidir. Biriyle iletişim kurman için herhangi bir birikime gerek yoktur. Konuşman ve yazman için burada kitap okumana, belli kavramlara filan gereksinmen yoktur. Sen bağlantıda kaldığın sürede her şeyi gerçekleştirebilirsin. Hiçbir şey yoksa elinde, görüntünü sergileyebilirsin.

Görüntülerin beğenilirse daha çok yayınlarsın, videolarını resimlerini ..vs şeylerini daha çok koyarsın, çirkinliğini fark etmezsin. Çünkü seni alkışlayanlar vardır. Mutlaka beğenenlerin çıkar, o halde gidip içtenlikle kendine aynada bakamazsın. Ne kadar çirkin olduğunu asla göremezsin. Çünkü kimse çıkıp “kral çıplak diyemez” oraya koyduğun resim içi boş, çirkin kaba ve beyinsiz olduğunu kimse sana söylemez. Herkes durumu idare eder çünkü herkes aynı şeyin içindedir. Bataklıkta ki kimse bataklığın içinde olduğunu görmek istemez.

*eşitlik internette ortaya çıkan sınırsızlık ve aynı düzlemde olmanın getirdiği bütün değersel nitelikleri ve inançları yok saymaktır

29 temmuz 2011 tarihli.

Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...

toplu monolog:twitter

piagetin temel tespitleriden bir taneside budur toplu monolog, bebeklerin aralarında konuşuyor gibi yapıp sesler çıkarması ya da konuşmalarıdır. birbirlerinden bihaber konuşmanın diğer adı, dinlemeden anlamadan dikkat etmeden... herkes kendi sesini yüceltmenin peşinde, sanıyoruz anlaşıyoruz. gerçekte anlaşılmak mümkün görünmüyor böyle bir ortamda.