Ana içeriğe atla

Öznenin İfşatı*

Öz ve görünüş bütünlüğü burada şunu karşımıza çıkarır ki, O halde ifşa etmek varolmaktır yargısını ortaya çıkartır (varlık ve hiçlik).

İnsan kendinde varolan, deneyimleri, algıları sonunda birikmiş bütün şeylerini ortaya çıkarma eğilimini taşır. Yani insan kendini ifşa etme eğilimindedir. Bir insan kendini ifşa ettiğinde ne gerçekleşiyor. Buna temel olan şey nedir ya da nelerdir. Bir çok açıdan bakılabilir. Öz dediğimiz şey Freud açısından “id”i sembolize edebilir. Ya da ontolojik açıdan varoluşu yani varolmanın görünür olmakla aynı anlama geldiği söylenebilir (fenomen fikri). O halde aslında ifşa etmek varolmaktır gibi bir yargıda doğa bilir (varlık ve hiçlik).

Bu durumda özün her insanda varolduğu ve bunu da belli şeylerle gösterdiğini varsayarak ki, kıyafetlerden,konuşma tarzından, yürüme şeklinden, eşyalarından …vs gibi unsurların hepsinde özünden bir parça taşıdığını görmekteyiz. Yani özüne dair varoluşuna dair sergilemeye ilk adımlar bunlar, dikkatle bakıldığında bir insanın eşyalarında onun özünü görebilirsiniz.

Kabul edelim ya da etmeyelim sonunda herkes ifşa ediyor. Çünkü özün kendini sergileme çabası sonunda gelip göstergelere, imlere ya da bir takım sembollere ihtiyaç duyuyor. Yani her insanın kendini göreli olarak değerli görmesi ve bunun sonucunda da özünün sergilenebilir olduğu inançı doğuyor. Bu inanç doğrultusunda sergileme alanları arıyor, bir takım semboller arıyor, sonunda uygun ortamlar ve sembolleri bulunca da öznenin varolan özü ifşa edilmiş oluyor.

19 temmuz 2011 tarihli.

Yorumlar

GEÇEN YIL

sözde

edebiyat camiası hikaye seviyor, şiir seviyor ama düşünmeyi sevmiyor. düşüncenin ifade edilmesini sevmiyor. süslü kelimeleri alkışlıyor. ama anlamlı kelimeleri kovalıyor. edebiyat camiası bu, sözde aydın dünya. her şey sözde değil mi bu toplumda.

İKRAR VERDİ DESTUR ALDI

“Yol biziz, erkan biziz, devran biziz, dem biziz.” Canların, erenlerin dergahına bir Türkmen diz çöktü, bir dedenin elini öptü. Yandı çerağı talip oldu ,“gerçekler demine hu”, horasan erenlerinin izinde bir aydın, bir münevver, bir başbakan. Eşikten girdiğinde işte o an, tarihi bir andı. Yüzlerce yıl sonra, bin yıl sonra yeniden…! Geldi horasan erenlerin postuna oturdu. Talip oldu, kardeşliğe, gönüldaşlığa, yoldaşlığa ve yola talip oldu. Bin yıl önceden olduğu gibi, Anadolu coğrafyasının İslamlaşmasının mimarlarından olan pirlerin, babaların, mürşidi kâmillerin divanlarına durdu. Türkiye tarihinin uzun bir döneminde horlanan Anadolu İslam’ı, Anadolu dergâhları, tekkeleri, ocakları nihayet gün yüzüne çıkıyor. Türkmen oğuzun ocağı yeniden tütecek, pirlerin çerağı karanlıkları aydınlatmak için yeniden yakıldı. Bir hoca, oğuzun o ak saçlısı gitti ve eşikten içeri adım attı. Osmanlı döneminin ilk devrelerinde hakim olan horasan pirlerin İslam anlayışı yerini daha başka ş...

toplu monolog:twitter

piagetin temel tespitleriden bir taneside budur toplu monolog, bebeklerin aralarında konuşuyor gibi yapıp sesler çıkarması ya da konuşmalarıdır. birbirlerinden bihaber konuşmanın diğer adı, dinlemeden anlamadan dikkat etmeden... herkes kendi sesini yüceltmenin peşinde, sanıyoruz anlaşıyoruz. gerçekte anlaşılmak mümkün görünmüyor böyle bir ortamda.