Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AÇIK KONUŞALIM

İslam coğrafyası yeniden taksim edilmektedir. Bu taksimatta bizim payımıza düşen dövünmek, sızlanmak ve bu savaştan doğan insani yükü çekmek olmaktadır.
Ortada zafer şarkıları söylenecek matrah bir durum yoktur. Ne de kahramanlık öyküleri vardır. Burada belki tarihten bize düşen, o kadim alışkanlığımız olan göçerlere kapı açmak ve onlara kardeşlik hukukunu uygulamaktır.
Türkler misafirperverdir, milyonlarca Müslüman’a hiçbir tereddüt göstermekten bakar. Toprağı eker, buğdayını yetiştirir, ekmeğini topraktan çıkarır. Allahın rahmeti  ve bereketiyle bunu başarır. Bunda inanç sahipleri için tartışılacak bir durum yoktur. Burada bunu tartışacak değiliz, ama tartışılacak çok mesele var, Ortadoğu siyasetinde, dış siyasette ciddi krizler ve başarısızlıklar ortaya çıkmıştır.
Oysa sorgulamak zorundayız, Ortadoğu’da stratejik ve taktiksel fiyaskolar ne olacak.  Dibimizde soydaşlarımızın olduğu ve akraba toplulukların üzerine yağan bombalardan bizim payımıza düşen nedir? Bölgede sürekli ihanete uğr…

RUSLARA KARŞI OYNAMAK

Rusya Suriye’den püskürtülmek zorunda, Putin’in Esad rejiminin yanında savaşıyor olmasının hiçbir ahlaki ve insani gerekçesi yoktur. Putin’in tek meselesi Rusların ve Rusya’nın çıkarlarıdır.
Ruslar ne zaman bellerini doğrultsa kendilerini hemen savaş meydanlarına atıyor. Genişlemek ve büyük istiyorlar. İlk olarak Gürcistan’ı hareket edemez hale getirdiler, ardından Ukrayna’yı… Kafkasya’yı da silah tehdidiyle arka bahçesi olarak tutmaya çalışması Putin’in ve Rus siyasetenin insanlık ve bölgemiz için büyük bir tehdit haline geldiğini göstermektedir.
 Suriye’de açık tehditleri ve meydan okuması bunu net olarak göstermektedir. Doğrudan Türkmenleri ve Akdeniz’in kıyısını vurması Rusların çıkarı söz konusu olunca ne kadar barbar olacaklarının somut ifadesidir.
Türkmen dağında Türkmenlerin olduğunu bilmemesi imkânsızdır. Orada sivil yerleşim alanlarının olduğunu bile bile ateş yağdırıyor. Acımasız ve orantısız bir güçle Türk yurtlarını bombalıyor, bu durumda Putin’in etrafında dost ve müttefik…

BEYAZ MUHAFAZAKÂRLAR

 Türkiye büyük bir dönüşüm geçiriyor. Yeni Türkiye’nin eşiğindeyiz, hepimiz Türkiyeliyiz, Türkiye toplumu olarak, Türkiye halkı olarak diye başlayan cümleleri çokça duyar olduk. Hatta meclis kürsüsünden Türkiye milleti adına diye bir şey de duyduk, öyle ki bir parti yetkilisi çıkıp yemin metni ırkçılık unsurları taşıyor dedi.
Bunları böyle yazınca Türkiye’nin yönünün ne olduğu aşağı yukarı ortaya çıkıyor. Bütün bu kavramlar da daha çok benim yeni bir sınıf olarak gördüğüm beyaz muhafazakarlar tarafından ortaya atılmaktadır. Bunlar aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın “dindar kuşağı”dır. Onun için bu kesimler Türkiye’nin rotasını belirlemede önemli hale geldi.
Beyaz muhafazakârlar iktidarın nimetlerinden faydalanan, bürokraside önemli yerleri işgal edenler, ihalelerin gözde talipleridir. Bunların herhangi bir idealin ve davanın parçası değil, Müslümanlıklarını korunaklı hale getiren, siteler içinde güvenle günahtan uzak duran pek mübarek tiplerdir.
Bunların etrafı sanat ve zenginlik dolu para v…

KPSS’Yİ KALDIRIN

“…hakikat olanla yalanı, zararlı olanla faydalı olanı zaman mutlaka ortaya çıkartacaktır. Hakikati söylemeyi tercih edenler daima haklı çıkarlar.”
Türkiye’nin uzun seçim süreçleri nihayet bitti. Artık işimize bakma zamanı. Sorunlarımızı ve geleceğimizi konuşma zamanı…!  Oylanma, nutuk dinleme, bahanelere sığınma zamanı geçti. Biz sonuç almak istiyoruz. Partiden ve iktidardan beklentimiz budur.
Eğitim meselesi büyük bir sorun olarak ortada duruyorken, buna benzer temel sorunlarımız siyasi hesaplaşmalar yüzünden hiç konuşulmadı. Türkiye ciddi badireler içerisinden geçti, geçiyor. Geçmeye de devam edecek. Biz bütün bu badireleri aşmak istiyorsak sorunlarımıza eğilmek zorundayız.
Bu ülkede Kpss diye bir kepazelik var, üniversite bitirmiş bir milyona aşkın insan ellerinde test kitaplarıyla Kpss dershanelerini doldurmuş durumda. Hani dershaneleri kaldırıyordunuz! Böyle bir şey olabilir mi?
Yüksek okullardan mezun olmuş, sözde yüksek öğretimden geçmiş bu gençler geleceği üretmek ve inşa etmek…

MAKUL SEÇENEK AK PARTİ

Ak partiye hep inandık ve inanmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi uzunca yönetmiş bir parti seçmek için ya da seçmemek için yeterince veri oluşturmaktadır. Hatalarıyla, doğrularıyla Türkiye’nin geldiği nokta gayet açıktır. Bizim açımızdan ise Türkiye’nin geleceği açısından en makul olan partinin Ak Parti olduğunu ifade etmek zorundayız.
Biz doksanlarda gençtik, o zamanları yaşadık. Ekonomik krizler, yoksulluklar, sosyal buhranlar hepsini gördük. Bu açıdan geçmişle ak parti iktidarları dönemini kıyaslayınca ak parti iyi bir seçim gibi görünüyor.
Kişisel olarak siyasal bir tercihte bulunuyoruz. Doğruluğunu, yanlışlığını zaman gösterir. Siyasi tercih suç değildir, bir partiyi seçiyor olmak kimseyi ne mükemmel yapar, ne de başka bir şey yapar.
Türk siyasetinde abuk sabuk böyle algılar var, bazı seçmen kesimleri kendi tercihlerini en akıllıca olan diye dayatma eğilimi gösteriyor. Oysa bu bir aldatmaca. Türkiye de muhalefet ak partinin yanında nal toplar. Liderlerinin hiçbir özel vasfı yok. Söylem…

YAHUDİLEŞMEK

Bölgemizde, hem de sınırlarımızın dibinde, sınırlarımızı aşma tehlikesi bile bulunan ikinci bir İsrail kuruluyor. Bu tehlikeli yükselişin karşısına geçtik izliyoruz.
Batı canla başla dibimizde tıpkı İsrail benzer bir yapıyı destekliyor. Bir etnik unsur onların hizmetine girmişte vaad edilmiş kutsal topraklarını ele geçiriyor gibi hevesle yayılmaya başladı. Yangından mal kaçırıyorlar. Mazlumların, masumların evlerine konuyorlar, bundan faydalanıp zalimce kendilerine şehirler kazanıyorlar, kantonlar kazanıyorlar
Arapları Türkmenleri yerlerinden ederek, onları göçe zorlayarak, göçmeyenleri kıyımdan geçirerek bölgeye hâkim olmaya çabalıyorlar.
Başkalarının acısı üzerinden bu kadar acımasızca kendi çıkarını düşünen başka bir topluluk var mıdır dünyada, var tabi bir tanesi de o Yahudiler.
Bunu barbarca yapıyorlar. Tıpkı bir Yahudi gibi, tıpkı Yahudilerin Filistinlilerin topraklarını yavaş yavaş ele geçirmesini hatırlatıyor. Tıpkı bir Yahudi gibi saldırıyorlar. Belki Yahudilere bu kadar benzeme…

MESELE ERDOĞAN DEĞİL

“Demokrasilerde liderler sadece kendilerini temsil etmezler, lider ona oy vermiş seçmenlerin iradesidir. Lidere yönelen her tehdit, her hakaret doğrudan doğruya seçmenin kendisine yapılmış demektir.”
Türkiye kara cumartesi olarak nitelendirilebilecek bir güne uyandı. Cumhuriyet tarihinin önemli bir anıdır. Türkiye’de iktidara muhalif kesimlerin toplandığı bir zamanda onların ortasında bir bomba patlatıldı.
Kaçınılmaz algı oyunu, bunu kim yapmış olabilirden öte, orada olanların doğal olarak, bunu yapsa yapsa iktidar yapar onun lideri olan acayip insan Erdoğan yapmıştır yargısı doğrudan olayla ilişkilendirildi.
Erdoğan bir nefret figürü haline getirildi. Doğrusu Türkiye’de çok bomba patladı, çok çete işleri oldu, acayip organize işler vardı ama kimse muhaliflerin ortasında onlarca insanın öleceği bir bombayı patlatmamıştı.
Bir milletin arasına kan davası girdi mi barış, bir arada yaşama arzusu kaybolur gider. İşte bu bombalı saldırılarda tam bunu hedefine koymuş görünüyor.
Üzerine çok kon…

SİYASİ DANGALAKLIK

Ak partiye karşı olmak birçok şeyi meşru hale getiriyor. Tıpkı İşid’e karşı oluşan koalisyonlar gibi. Ortada İşid diye bir örgüt kaldı mı bilinmez, ama bütün devletler ona karşı operasyonlar yapıyor. Onu bir kılıf olarak kullanarak kendine alan açıyor. Çıkarlarını öyle bir hayali örgüt üzerinden geçiriyor.
Ak partiye karşı olmakta tam bu söylediğimiz mantık çerçevesinde bir kılıf oldu. Bütün etnikçiler, vatan hainleri, Türk devletine ve milletine düşmanlık eden ne kadar unsur varsa hepsi bu bahanenin ardına sığınmış durumda. Biri “agapeye karşıysa” her eylemi meşru hale gelir gibi bir kafa yapısına doğru kaydı.
Hani sorsan ak parti ne yaptı diye, ortaya doğru düzgün bir argüman bile koymaktan uzaklar. mesela hırsızlık yaptı diyorlar ki, bunun bir cemaat operasyonu olduğunu cümle alem biliyor. Gülen örgütü böyle algı oyunlarıyla parti muhaliflerinin eline sürekli argüman verme peşinde…
Şurasını birkaç ay önce gördük ki, hala ak parti Türkiye’yi yönetecek en dinamik güç, en gerçekçi ve ma…

TÜRKLER DAĞILMAYIN BİRLEŞİN

“Türk, Oğuz Beyleri Kavmi işitin yukarıda gök basmasa, aşağıda yer delinmese Türk Milleti ülkeni töreni kim bozabilir ?*”
Tarihin yeni bir aşamaya geldiği gün gibi aşikârdır. Coğrafyamız yeni doğumlara ve dönüşümlere gebedir. Bu değişim ve dönüşüme karşı bir millet olarak durmak bize yeni zaferler yeni ufuklar açacaktır.  Bu dönüşümleri anlayamazsak ve aleyhimize olan değişimlere karşı duramazsak tarih bizi de acımasızca parçalayacaktır.
Zümrelere ayrılmak, cemaatlere ayrılmak başımıza gelen en büyük trajedidir. Oysa tarih bize, Türk milletine göstermiştir ki ne vakit birlik olunmuş ise o vakit güçlü devletler kurulmuş, kıtalar arasında zaferler getirmiştir.
Şimdi bir eşik var önümüzde ya siyasi hesaplarla, ideolojik karanlıklarda birbirimize düşüp karşımızdaki düşmanların zafer kazanmasını izleyeceğiz ya da bir olacağız, Türk milleti olarak varlığımızı kast edenlere karşı cevabımızı tek yumruk olarak göstereceğiz.
Bizler zor süreçlerden geçiyoruz. Tarihi bağlarımız koparılmış, gelecek u…

ETNİK SOSYOLOJİ

Sorunlarımızı adlandırma konusunda ürkek davranıyor, çekimser kalıyoruz. Oysa sorunu tanımlamak çözüme giden yolu da belirlemek anlamına geliyor.
Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Yükselmiş etnik bir milliyetçilik, kimlik siyaseti Türkiye’nin temel gündemini belirler hale gelmiştir. Etnikçiler sahip oldukları silahlı ve siyasi güçle Türkiye’yi bir kıskaca aldılar.
Etnik kimlik milliyetçiliği içerisinde olanlar bu durumları birer sorun olarak görmez.  Onlar için “gerilla” dedikleri birer gurur kaynağıdır. Her terör saldırısı onlar için bir kazanım, her saha kazanımı TC’ye karşı kazanılmış bir zafer olarak ilan edilir.
Türkiye’de temel bir söylem sürekli dile getirildi; eğer etnik kimliği tanırsanız, ona kültürel haklarını verirseniz terör ortadan kalkar diye; oysa bunun yanlış bir okuma olduğu şimdi ortaya çıkmış oldu.
Kültürel haklar bir etnik kimliği güçlendirmek ve ona saha açmak anlamından başka bir işe yaramadı. Öyle bir noktaya gelindi ki yetmedi; daha fazla şey istenmeye başlandı …

PKK’YI KÜRTLER DURDURABİLİR

“Hiçbir siyasi gerekçe söylem bu terör karşısında takındığınız tavrı aklamaz.”       
Bu terör saldırılarının yeni bir boyutu olduğu açıktır. Bu saldırıların büyüklüğü, çapı ve etki alanları sandığımızdan daha tehlikeli bir şeyle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor.
Bu saldırılar sonrası hiçbir şey olmamış gibi barış ve müzakere süreçlerinin başlaması imkânsız, çünkü bu hırpalayıcı, yaralayıcı saldırılar toplumsal öfkenin katlanmasına ve tahammül sınırları zorlamasına neden oluyor.
Bir kere kuşku düştü mü bir daha hiçbir şey eskisi olamaz. Elini sıktığınız adamların nasıl ihanet ettiğini görünce asla yeniden güven tesis edilemez.
Kürtler bu terör saldırılarında suçu devlete atarak kurtulamazlar; ya bu terörle bağlarını tarihi olarak, geri dönülmeyecek boyutta mesafe koyarlar, ya da gelecekte her zaman terörün parçası olarak anılmaya mahkûm olurlar.
Sosyolojik olarak Türk devleti özenle Kürtlerle pkk’yı ayırmak için büyük çaba sarf etmiştir. Gündüz esnaf olanın gece askerle çatıştığını…

TEPKİSEL DEMOKRASİ

Ben dilerim ki adaletle konuşayım, dilim döndüğünce gördüğüm kadarıyla hakikati söyleyeyim çünkü yazı kalıcıdır; sizin ayak izlerinizi takip eder. Peşinizi bırakmaz, hele Müslüman bir kimse olarak adaletten saparsak geriye hiçbir şeyimiz kalmaz.
Çıkarlarımız için efendilere methiye dizmeyi biz de bilirdik, çünkü zaman insana bunu dayatıyor bir paye istiyorsanız övmeli, itaat etmeli, ne var ne yoksa ortaya sermeli ki sonunda kazançlı çıkasın, başarılı sayılasın, bunlar yoksa sizi nitelendirecek bir sıfatı bile size çok görebilirler.
Sonunda hepsi dönüp dönüp, ne kazandın, neyi başardın sorusunu sorup dururlar…işte ben de bu yazıda…şunu yapmayı tercih eder, düz yolda yürüyen herkesin arasına karışır, efendimize el sallar, şöyle yanında durup bir kare fotoğrafta görünmek için kaslarımı geliştirebilirdim…ama yapmadım…gerekli olanı bilirim, ama yapmam çünkü ben insani olanı tercih ederim, bağrından çıktığım Türk milletinin oğuzun töresini ruhumda taşırım. Doğrusu yine de iş bu yazıda siz efen…

ETNİK TERÖR

İkiyüzlü etnik bir terör gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kim ne derse desin, etnik ayrılıkçı büyük bir sosyal meseleyle karşı karşıyayız. Sosyoloji bu! Biz ne kadar iyimser olmaya çalışsak da nihayetinde gerçek ortadan kalkmıyor.
Bu etnik terör ikiyüzlü; bir taraftan gülümseyerek barış diyor; demokrasi diyor; birlikte yaşama diyor, ama diğer tarafta ise gençleri sokağa döküyor; intikam yeminleri ediyor; fedailerle suikastlar planlıyor.
Bütün bu planların ardında büyük bir kitlesel destek vardır. Temelde bu kadar şiddetle iç içe geçmiş örgütler devletler içerisinde yaşayamaz. Devlet mekanizması birkaç gün içerisinde bu yapıları ortadan kaldırır. Ama biz ne yaparsak yapalım etnik terör bitmedi? İşte üzerinde düşünülmesi ve karamsar olunması gereken nokta bu.
Etnikçi, ayrılıkçı hareket Türk milletinin gözü önünde yalan söyleyerek; devletin milletin her türlü imkânından yararlanarak şiddeti üretiyor. Devletin meclisinde; devletin her türlü imkânını elde ederek; teröre bizatihi lojistik üretiy…

GÜNÜN SONUNDA

Günün sonunda her şey ortaya çıkar. Bazı şeyler bittikten sonra zararı ve karı ortaya çıkar; ak parti hükümetleri boyunca partinin ülkeye ne kazandırdığı, ne kaybettirdiğinin hesabı yapılmak zorundadır.
Aşırı fanatik particilerin söylemlerine bakılırsa elbette partinin yaptığı her şey doğru, her politikası millet için iyi gibi bir algıyı sürekli gündemde tutuyorlar. Kendi açılarından mantıklı olabilir, ama demokrasi böyle bir şey değildir. Demokrasi verdiğimiz oyların hesabını sormak; yanlış yapılana itiraz etmektir. Oylarımız kimsenin tapulu malı değildir.
Bizler tanrıya oy vermiyoruz; insanlara oy veriyoruz; o insanlar bizim oylarımızla iktidar sahibi oluyor, zenginleşiyor, çevresindekileri zengin ediyor. Öyle ki zamanla zengin, iktidar sahibi oligarşik bir zümre ortaya çıkıyor, her şey bizim, devlet bizim demeye başlıyor, geçmişte bunun örnekleri saymakla bitmez.
Ak partide uzun zaman iktidar oldu; Türkiye’yi tek başına yönetti, Türk milleti büyük bir teveccühle oy verdi. Ama gelinen…

BU CHP VAR YA!

Bu chp var ya sözünü çok işittik, bu chp var ya diye başlayan birçok cümle kuruldu. Öyle ki bu chp “camileri ahıra çevirmiş, içine de öküz bağlamıştı”, bu chp “kuran kursları kapatmış, memleketi dinden imandan etmişti” bu böyle sürüp gitti.
Siyasi parti liderlerinden tutunda, anlı şanlı muhafazakar aydınlarımız el birliği etmişçesine bu argüman etrafında ciddi hesaplaşmalara sorgulamalara kalkıştılar. Hatta bir kısmı chp üzerinden Türk tarihiyle hesaplaşmaya kalktı, bazıları chp üzerinden milli mücadeleyle hesaplaşmak istedi, bir kısmı chp üzerinden Mustafa Kemal’e olan hıncını çıkardı.  Öyle ileri gittiler ki M. Kemal içki sofralarından kalkmıyormuş da, iki ayyaşmış da, gibi söylemlere kalktılar, doğrusu burada bende şunu söylemek isterim, millet vatan sevgisi içtiğin içkiyle ilgili değildir, bakın başını namazdan kaldırmayan ne vatan düşmanları gördük,
Chp tarihi bir partidir, bunun içinde tarihi kamburları ve yükleri vardır. Bu hesaplaşmaların sorgulamaların varlığında kınanacak bir…

ÇAKALLARLA DANS

Etnik milliyetçiliğin yükselişi tehlikeli boyutlara varmaktadır. Etnik milliyetçilik bilenmiş, keskin bir kılıca benzer; keskindir, yıkıcıdır, herkesin kimyasını bozar, yeni bir insan profili ortaya çıkarır.
Büyük uluslar içerisindeki etnik kimlikler sağlıklı değerlendirme yapamazlar, çünkü temelinde büyük bir ezilmişlik duygusu vardır. Temelinde bir savunma psikolojisi vardır. Hele bu etnik kimlik tarihi derinlikten yoksunsa artık yeni bir profilin inşası kaçınılmaz olur. Genel de bu kimlik inşası rasyonaliteye dayanmaz, irrasyonel temellere dayanır.
Bugün Türkiye’deki etnik kimlikler tam da bu aşamadalar. Yeni bir kimlikle tarihi bir yürüyüş gerçekleştirmek istiyorlar. Bununla gurur duyuyorlar, her türlü şeyi araçsallaştırıyorlar. Sokaklarda Türk devletini zora sokacak her türlü hamleyi yapıyorlar. Bugün o etnik kimliğin duruşu o hale gelmiştir ki egemen devlete karşı her türlü ihanete hazır bir potansiyelle beklemektedirler.
Sosyal medyadaki terörist Türkiye etiketleri, terörist Erd…

ŞAH İSMAİL DESTANI

                                                                                                                                Bismillah. Bir hikâye bir insanı nereye kadar götürebilir; mesela insanın çocukken dinlediği bir masalla yirmi yıl sonra karşılamasının anlamı nedir? Bazı ipuçları, bazı hatıralar tarihi kökten gelir; hele Anadolu gibi bir coğrafya da yaşıyorsanız; kökleriniz derindir; kullandığınız her kelimenin; sözün, eşyanın, simgelerin bin yıllık hikâyeleri vardır.
Biz de çocukken annemden masal dinlerdik; uzun kış gecelerini annemin etrafına toplaşır, onun anlattığı masallarla mest oldurduk. O vakitler, elektrikler gitti mi uzun zaman gelmezdi, gözlerimiz lambalarda takılı kalır, elektrik gelsin diye saymaca oyunlar oynardık, sanırdık ki sayarsak belki elektrik gelir. O da bizi kırmaz, bazen sayarken gelir, bazen ne kadar saysak da gelmezdi.
İşte o geceler de evlerimizde televizyon olmadığı için annelerimize yalvarırdık ki bize masal anlatsın, o da çoğu zaman bizi kırmaz, …

efendiler nereye?

"Refik Halid Karayın Kaleminden"

ziyafet bitti,
fakat ağzınızı silmeden,
elinizi yıkamadan,
bir acı kahvemizi içmeden;
efendiler nereye? 

yaz başlarında sırtı karnına yapışmış,
sarı, sıska, cansız bir takım tahtakurular çıkar,
iğne gibi vücudumuza batar,
derimizi haşlarlar, kanımızı emerler,
sonra sabaha karşı etli,
canlı, iri yarı, şuraya buraya kaçarlar...
galiba şafak attı, güneş doğuyor;
tahta kuruları nereye? 

ücra dağ başlarında,
gözleri ateşli, dişleri keskin,
tüyleri dimdik aç kurtlar vardır.
köpeksiz sürülere dalarlar,
etrafa kan kemik saçıp, 
mideleri dolu inlerine koşarlar...
galiba çoban göründü, köpekler havlıyor:
tok kurtlar nereye? 

kedisiz evlerde fareler vardır.
kilerlere girerler, dolaplara dalarlar,
şunu bunu kemirip
sağa sola koşuşup baş köşede gezerler,
bir patırtı olunca deliklere girerler.
galiba koku aldınız. kedi geziyor:
koca fareler nereye? 

dul annelerin haylaz çocukları vardır?
sandıkları kırarlar, paraları çalarlar,
bohçaları aşırıp tefeciye satarlar
ve sonra korkup sokak soka…