Ana içeriğe atla

KURNAZLIK


Tarihi bağlarımızın, vicdanı sorumluluklarımızın siyasal unsurlarca kullanıldığı hissi gittikçe yayılıyor. Toplum olarak artık “dini argüman” kullananlara karşı daha bir dikkat kesilmeye başlıyoruz. Çünkü birileri bu işlerden fena kazanıyor, biz olduğumuz yerde saymaya devam ediyoruz.

Birilerinin sahip olduklarıyla, bize layık gördükleri arasında epeyce bir uçurum var. Bu durumda bizim aynı inançtan beslendiğimizi kim söyleyebilir. Yani senin sahip olduğunla, kendine layık gördüğünle, benim sahip olduğum ve bana layık gördüğün arasında epeyce fark var.

Siyasal olarak taraf olmamızın altında yatan şey, bir kültürel çevreden geliyor oluşumuz, sizlerle aynı hizada durmamızı tarihi bir sorumluluk olarak üzerimize yükledi, her zaman her ortamda sahip olduğumuz yolun yolcularını destekleme zorunluluğu hissettik.

Yol bizimdi, yoldaşlar bizimdi. Şimdi karşımızda gördüğümüz bu güruh hangi ara bu yola doluştu. Yol çetinken, bedel isterken dava, kimsenin ortalıkta görünmediği zamanları da biliyoruz.

Çileler, siz daha çok sahip olun, daha çok tüketin diye çekilmedi. Bir ideal ve ülkü uğruna mücadele edildi. Son günlerde işte durmadan bunun hesaplaşmasındayım, tarihi bir hata mı yapıyoruz, tarihi bir hata mı yaptık, diye.

Cemaat diye önümüze çıkan unsurların son halini görünce bu işin aslının hiç de samimiyete, insaniyete dayanmadığı, tamamen çıkarların egemen olduğu bir dünya için çalışıldığı izlenimi net olarak ortaya çıkınca insan ister istemez soruyor.

Hiç durmadan oy verdiğimiz, istisnasız desteklediğimiz, bütün olup bitene rağmen mitinglere koşarak gittiğimiz bu siyasal iktidar gerçekten neye hizmet ediyor? Bu soruyu sormamak için çok uğraştım, hep iyiye yordum, hep olaylara ve durumlara iyi niyetli baktım. Ama sormak zorundayım, bu toplumun kendi halinde okuyan yazan bir ferdi olarak, bu soruyu sormamın vicdanı bir sorumluğum olduğunu hissediyorum.

Sözde bizim yani milletin iktidarıyız diyorlar, ama ortada hesap sorulamayan bir durum var.Sürekli dikkatlerimizi başka başka yönlere çekiyorlar, hedef gösteriyorlar,oysa ben ve benim gibi bu sistemden mağdur olanların hesabını ben kimden ve nereden soracağım, kimden hakkımızı isteyeceğiz işte bu büyük sorun, büyük belirsizlik içeriyor. Artık asıl beni ilgilendiren şey bu, bu hesaplaşmayı da durmadan ama hiç durmadan sorgulayacağım.




GEÇEN YIL

TÜRKİYEMİZİN GELECEĞİ

Türklerin tarihi yazılamayacak kadar uzun bir zamana yayılmıştır. Yazılamayacak kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır.  Bunun için üzerine konuşmak yazmak oldukça zordur. Çoğu zaman hakikat diye ortaya konulan şeyler sadece bir parçası, o tarihin yansımasından ibaret kalır.
Milletlerin tarihi tek düze devamlı gelişen bir çizgide ilerlemez, zikzaklar çizer. Büyük uluslar tarih sahnesine bir çıkarlar, bir yıldız gibi parlarlar sonra söner geri çekilirler.
İşte Türklerin tarihi de zaman zaman insanlığın en ideal düzenlerinin inşa edildiği, zaman zaman da çökmelerin kırılmaların olduğu bir tarihtir.
Biz birkaç kez tarih sahnesinden çekildik, birçok kez insanlığa yeni ufuklar çizdik, insanlara huzurlu medeniyetler inşa ettik.
Nihayetinde Osmanlı gibi en mütekamil bir devleti inşa ettik. Asırlar boyu yaşadığımız topraklara barış ve huzur getirdik. Söğütte dikilen bir çınar koca bir ormana dönüştü ve tarihler boyu gölgesinde insanlar huzur buldu.
Başlayan her şeyin bittiği gibi bu yıldız da s…

KÜRTLER

TÜRKİYE’DE GÜNDOĞUMU James L. Barton Amerikan Misyoner Heyeti Sekreteri Çeviri: Zekeriya Başkal Kitabından alıntıdır. 
Türklerin ve Ermenilerin yanında, Türkiye’de Kürtlerin gördüğü ilgiyi son on yılda başka hiçbir ırk görmedi. Onlar dünyanın dikkatini 1895–1896 Ermeni katliamındaki büyük payları ve yüzyılın son çeyreğinde Hamidiye Sipahileri ve bu organizasyonda sultanla olan ilişkileriyle çektiler. Rusların 1876’da Erzurum’u kuşatması ve Türklerin Kürtleri savunmada kullanmasına –ki çok az iş yaptılar- kadar onlar hakkında kimse bir şey bilmiyordu.
Ne denirse densin Doğu Anadolu’da, Batı İran’da ve bu bölgedeki asayişle ilgili tüm konularda herhangi bir şekilde Hıristiyanlık propagandası yapılacaksa bu ırk tüm planlarda dikkate alınmalıdır. Bazen onlar Türklerle açık çekişme içindedirler ve dağlık sığınaklarına askerî birlikler gönderilir. Aynı şekilde onlara devlet tarafından silah verilmiş ve özgürlüğü elde etmek için tedbirli olmaktan çok gayretli olan Ermeni devrimci çetecileri ba…

Baki’den

Gitdi Kayser kasrınuñ tâk u revâkı kalmadı Nice Kisrâ geçdi tâk u tumturâkı kalmadı
Bezm-i kesretden biz en evvel götürdük ayagı Meclis âhir oldı gitdi bâde sâkî kalmadı
Şevk u zevk ehli çekildi biz dahı yâ Hû didük Zevki gitdi ‘âlemüñ ehl-i mezâkı kalmadı
Tolu urmış tarlaya döndürdi devrân sohbeti   Câm sınmış mey dökilmiş dest-i sâkî kalmadı
Gam degül Bâkî bekâ semtine kılsa irtihâl Nice şehler bu fenâ mülkinde bâkî kalmadı

Baki’den
Ey göñül a’yân-ı devlet içre himmet kalmadı Kimden umarsın kerem ehl-i mürüvvet kalmadı 
Nefse nefsi oldı ‘âlem her kişi hayretdedür Kimseden hîç kimseye dermâna tâkat kalmadı
Ey dirîgâ lutf u ihsânuñ kapusın yapdılar Zikri hayr olsun dinür sâhib-sa’âdet kalmadı
Gel zuhûr it kandasın ey Mehdî-i sâhib-kırân Kim cihânda zâhir olmaduk ‘alâmet kalmadı
Câhil ü nâ-dân oh gör ister isen mertebe
Kim kemâl ehline Bâkî şimdi ragbet kalmadı